Connect with us

Yazar

Kendimi nasıl geliştirebilirim?

MedyaKafa Basın

Published

on

Eski bir Hint öğretisi; ‘’En büyük erdemlerden birisi kişinin kendi eski halinden daha iyi olmak için sürekli çaba göstermesidir’’ der. Ve İslam alimlerinden Beyhaki ise ‘’İki günü eşit olan aldanmış, bugünü dününden kötü olan ise lanetlenmiştir.’’ der. İnsanın kendini geliştirmesi her şeyden evvel kendi ruh sağlığına şifa olmakla beraber topluma da büyük katkıdır. Pek çok hedefi olan insanoğlunun en temel hedefi kendine sürekli eklemek olmalı. Pek çoğumuzun bildiği, bireysel gelişim için yapılması gerekenlerden en önemli bulduğum 20 maddeyi yazmak istedim

1 Her gün kitap okuyun: Çok klişe bir tavsiye gibi görünse de ‘’ne kadar çok kitap o kadar çok bilgelik’’ en doğru klişelerden birisidir. Sanat, tarih, edebiyat, bilim kurgu veya kişisel gelişim her şeyden biraz okumalı. Ama okumaya ayrılan vakti doğru yazarların katkı sağlayacak güzel kitaplarını okumak için seçici davranarak değerlendirmeli. Zenginleşmek için hep aynı fikri savunan, içerikleri değil, farklı görüş, inanç ve bakış açılarına kapı aralayan kitapları seçmeyi şiddetle öneririm. Tam aksini yapmanın insanlarda tuhaf bir sabit fikirlilik ve kendisi gibi olmayana tahammül edememe zaafiyeti oluşturduğunu ve yaratıcılığı körelttiğini düşünüyorum. Kafanın yuvarlak tasarımı için düşünceler yer ve yön değiştirsin diye öyledir diye okumuştum ve hoşuma gitmişti. Başka açılardan bakma için farklı okumalar çok tesirli. Ayrıca beynin ön lob gelişimi için kuvvetle tavsiye edilen de okumadır. Ön lob gelişi yaratıcılığı artırdığı gibi alzheimer ve demans türü rahatsızlıkları önleyici etkiye de sahiptir.
2 Bir yabancı dil öğrenin: İş hayatımın ilk yıllarında bir sohbet esnasında birisi bana aynen şunu dedi; ‘’ Çalışkansın, araştırmacısın ama İngilizce bilmiyorsun, bu senin sırtında bir kambur ve hayatının ilerleyen yıllarında hangi kapıdan girersen gir bu kambur her kapıda içeri girmene engel olacak’’ Eksik olmasın, bu tavsiyesi ile çalışma hayatını bırakıp İngiltere ye gittim. Bizde lisan bilme konusu insanların kafasında garip bir tabu; ‘’ Ben İngilizce öğrenemem, bu yaştan sonra çok zor’’ Hiç alakası yok. Bir yıl evvel ingilizce öğrenmeye başlayan bir arkadaşım 36 yaşında ve şu an gayet iyi bir seviyede. Aynen şunu dedi’’ hayatta neyi yapamazsın deseler akıcı İngilizce konuşmak derdim, ne saçmaymış’’ Özgürlük için, bambaşka kapılar aralamak, fırsatlar yakalamak için en az bir yabancı lisanı iyi derecede öğrenin.
3 Bir hobi edinin: Türkiye de insanların en eksik olduğu konulardan birisi hobi sahibi olmak. Fransa ve Kanada da konuya verilen ehemniyet hasebiyle ” Boş zamanları değerlendirme bakanlığı” var. Bu bir kültür ve bizde yerleşmemiş.Kavram da oturmamış. Mesela; spor yapmak hobi değildir ama dalmak hobidir, müzik dinlemek hobi değildir ama iyi bir müzik arşivi yapmak hobidir, kitap okumak hobi değildir ama temalı kitaplar biriktirmek hobidir, sinemaya gitmek hobi değildir ama güzel bir film koleksiyonu yapmak hobidir. Daha spesifik şeyler bulmalı ve en az bir hobi edinmeli. Benim hobim blog yazmak, iyi geliyor. Hobim işim yada ailem şeklindeki yaklaşımlar da makul değil. Dengeli bir yaşam için kaliteli boş vakit ihtiyaç. Hele mekanik işlerden yaratıcı işlere doğru eğilimin arttığı şu zamanlarda hobiler dipsiz beslenme kaynakları. Hobiler bizi yalnızlıkla başa çıkan, doyumlu ve yaratıcı insanlar yapıyor.
4 Eğitimlere ve kurslara katılın: Her yıl merak ettiğiniz gelişmek istediğiniz bir konuda, ehil hocaları bulduğunuzdan emin olarak eğitim,seminer vb katılın.
5 Korkularınızdan kurtulun: Bu yazıyı okuyan herkesin mutlaka bazı korkuları vardır. Korku da diğer tüm duygularımız kadar bize ait ve normal bir duygudur. Bizi özgürlükten alıkoyan, çoğu kendi illüzyonlarımız olan korkulardan kurtulmak, farkına varmak son derece ferahlatıcı. Çoğu zaman neden korku tepkisini verdiğimizi açıklamakta güçlük çekebiliriz, çünkü bizi korkutan ,nesne ya da durumun kendisinden çok onunla ilgili edindiğimiz fikirlerdir. Bu fikirler; anne- baba veya diğer kişilerden edinilen fikirler olabileceği gibi, geçmiş deneyimlerimiz olabilir. Çok uzun yıllar korktuğum için araba kullanmadım.  Üzerine gittiğim hafta İstanbul trafiğinde yalnız başıma trafikteydim. Sonra korkuyla geçen yıllara hayıflandım ama bir korkunun üstesinden gelmek bireysel gelişim için tatmin edici bir deneyim.
6 Yeteneklerinizi geliştirin: Müzik, resim, sahne sanatları, el becerisi her insanın bir şeylere yetenegi vardır. Siz de ‘’ Zamanında ailem üzerinde dursaydı, eğitim aldırtsaydı ben şimdi çok iyi bir ………………… olurdum’’ deyip sorumluluğu başkalarına atanlardan mısınız? İngiliz’in güzel bir sözü var ‘’ beter late than never’’ yani geç olması hiç olmamasından daha iyidir. Yeteneğiniz varsa en geç yarın harekete geçin.
7 Erken kalkın: Araştırmacılar erken kalkmanın depresyonu yenmeye yardımcı olduğunu söylüyor. Vücut hormonlarını düzenlediği gibi kilonun korunmasında da etkilidir. Erken saatteki güneş ışığı mevsimsel duygulanım bozukluğuna karşı iyi gelir. Stresi hafifletir.
8 Spor yapın: Evet klişe bir tavsiye ama seratonin ve endorfine doymanın yegane yolu. 2-3 ay sonunda vücutta hissedilen değişim insanı motive eder. Ayrıca spor yapmak için mutlaka kilo problemi olması gerektiğini düşünen, spor yapan fit insanlara “Senin ne ihtiyacın var” diye soran zihniyete de şöyle seslenmek isterim ‘’ Spor, hem vücudu hem de ruhu güzelleştirir. Ruh güzelleşince hayat da güzelleşir.
9 Konfor alanınızı terk edin: Konfor alanı kisinin kendisini gÜvende ve rahat hissettiği, yaşamının buyuk bir bölümünü içinde sürdürdüğü görünmez alandır. Genellikle az çaba ve riskle belli bir rutinin yakalanması hali de denilebilir. Konfor alanı kişinin evi, ailesi, arkadaş ortamı, okulu, iş yeri, mesleği, dini, yaşadığı şehri, hatta futbol muhabbetleri vs olabilir. Konfor alanı çok rahat ve güvenli bir ortam sağlasa da, içinden ara sıra da olsa çıkılıp farklı alanlar keşfedilmezse, uzun vadede tekdüzelik, sıkıntı, gerileme ve performans düşüklüğü getiriyor. Konfor alanının dışında ise öğrenme alanı var. Yeni şeyler ancak kişi kendi konfor alanı dışına çıktığında ve kendini zorladığında öğrenilir.
10 Geri bildirim alın: Fikirlerine güvendiğiniz objektif kişilerden kendiniz ile ilgili geri bildirim alın. Bu, hem iş hayatında hem özel yaşamda son derece besleyicidir. Hayatım boyunca bana en çok katkısı olan kişiler duymak istemediğim ama doğru olan şeyleri söyleyen kişiler oldu. O an hoşunuza gitmeyebilir ama sıhhatli düşünüp değerlendirdiğinizde dostun acı ama doğru tenkitleri son derece faydalı olur.
11 Kör noktalarınızı tanımlayın: Araç kullanırken kör nokta nasıl bir kabus ise, kaza yapmaya sebebiyet verirse kişisel kör noktalarda aynı özelliğe haizdir. Sabit fikirlilik, aşırı inat, abartılı hırs, kıskançlık, fazla gözü karalık, ödleklik, narsizim, bağnazlık gibi yüzlercesi sayılabilir. Kendini fark eden hayatı fark eder. Kendinizi keşfedin ve tedbirli olun.’’ Benim kör noktam yok galiba’’ diyorsanız kendiniz kör olmuşsunuz demektir.
12 Yazın, liste yapın: Yazmanın kinestetik enerjisine inanın, yazdığınız şeylerle aranızda bir akit oluşur ve onları mutlaka yaparsınız.
13 Aksiyon alın: Hiçbir şeyden çekmedi Türk milleti ataletinden çektiği kadar. Bir sürü hayali var herkesin ama harekete geçen pek az. Verilecek kilolar, okunacak kitaplar, gidilecek yerler, öğrenilecek şeyler, kurulacak işler hepsi orada duruyorlar onlara yürümeniz için. Maxx De Pree ; ”Olmamız gereken şeyi, olduğumuz gibi kalarak olamayız ” der.
14 İlham kaynağı insanlar edinin: Sizi harekete geçirecek, yüreklendirecek, güzel hikayeleri olan insanlar keşfedin. Onları takip edin, okuyun, onlardan beslenin.
15 Kötü alışkanlıkları bırakın: Sizi mutsuz eden hiçbir şeyin esiri olmayın. Sigara, alkol, uyuşturucu, aşırı uyku, sürekli geç kalmak, tırnak yemek, kötümserlik. Her ne kötü alışkanlığınız varsa kurtulun. Ama hepsinden aynı anda değil. Kendinize aniden yüklenirseniz yorucu olabilir. Unutmayın parçalara bölmek her zaman işe yarar.
16 Zor insanlarla başa çıkmayı öğrenin: Theodore Roosevelt in çok sevdiğim bir sözü var, eğitimlerimde hep paylaşırım; ‘’Başarı formülünün en önemli tek bileşeni insanlarla iyi geçinmeyi bilmektir’’. Kolay insanla herkes iyi geçinir, mühim olan zor olan insanlarla iletişim kurabilmek ve müzakere etmek. Bu çok kıymetli bir beceridir.
17 Farklı arkadaşlar edinin: Sizi besleyecek, yeni şeyler katacak, bakış açınızı değiştirecek sohbetin derin ve güzel insanlarla vakit geçirin. Çocukluğumdan kalma bir alışkanlığımı çok severim. Her türlü fikirden, inançtan, fraksiyondan dostlar edindim. Tek tip muhabbetler, aynı bakış açıları beslemez. Farklı insanlardan beslenin, hepsini anlamaya çalışın. Aynı küçük mikro çevreden beslenenlerde bir süre sonra sabit fikirlilik kaçınılmaz oluyor. Ve lütfen sizin gibi olmayanlara tahammül etmeyi öğrenin. Yunus Emre nin dediği gibi; Yetmiş iki millete bir gözle bakmayan, Halka müderris olsa da Hakk’a asidir.
18 Sunum yapmayı öğrenin: Çok ilginç bir çalışmanın sonucunu paylaşayım; çoğu insanın en çok korktukları şey topluluk karşısında konuşmakmış. Ölüm korkusu ikinci sırada onu takip ediyor. Eğitim alın, provalar yapın, destek alın ama topluluğa hitap etmeyi öğrenin.
19 Geçmişi geçmişte bırakın: Dünle olan kavgasında yarını kaybedenlerle dolu etrafımız. Hepimiz acılar yaşadık, kaybettik, aldatıldık, kandırıldık, terk edildik, kovulduk, unutulduk, zorlandık, haksızlığa uğradık. Bir kalabalık güruh var ki düne hayıflanmaktan vazgeçemeyen. Dünü konuşacaksam güzellikleri konuşmayı tercih ediyorum, iyi geliyor. Yaşadığım olumlu olumsuz deneyimlerin tamamını da kabul ettim, iftiharla hatırlıyorum ve seviyorum çünkü bugünkü bana çok katkıları var. Lütfen geçmişi evi yapıp içinde yaşayanlardan olmayın.
20 Kendiniz olun: Bir insanın en çekici güzel hali sahici kendisi olduğu halidir. Yapmacık hareketler, jestler, mimikler, gülüşler, tavırlar son derece itici. Bunca yılda edindiğim en net tecrübelerden birisi; hangi sosyo kültürel seviyeden olursa olsun insanları samimiyetle yapaylık arasındaki ayrımı çok net yapabildiğidir. İnsanlara samimi sevgi ve ilgi gösterip çıkar ilişkisi gözetmeksizin hayatınıza temas eden herkese kendisini biricik hissettirin.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar

Çalışma hayatında takdir

MedyaKafa Basın

Published

on

İş kültürümüzde tekdir (azar) çok, takdir ise neredeyse yok. Övme özrümüz olduğu aşikar. Ülke kültüründe olmayan konularda yönetim bilimine bakıp feyz alabiliriz aslında.

Eğitimlerimde sorduğum “Sizi iş hayatında en çok ne mutlu ediyor” sorusunun cevabı çoğunlukla takdir edilme ekseninde oluyor. Zira insanın doğası gereği değerli olduğunu bilmeye, yeterli olduğunu duymaya, sevildiğini hissetmeye ihtiyacı var. Bizdeki “marifet iltifata tabidir” lafı bilhassa yönetenlere ilham olmalı. Edimsel koşullanma bize bir davranısa iltifat edilirse onun tekrarlanma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor.

Bir kısım yönetici, anlamlı bir sonuç alıp kişi istenen kıvama gelince takdiri hak eder diye seferin zaferle bitmesini bekliyor takdir için. Oysa süreç boyu bir dönüm noktası ve kilometre taşları var teşekkür etmek ve üretkenliği artırmak için.

Bir kısım yönetici ise şımarır kaygısı ile iltifattan mahrum bırakıyor. Oysa burada önemli olan doğru zamanda, doğru dozda ve samimi takdirleri bildirmek. Bu kaidelere uyanı kolay kolay kimse suistimal edip havaya girmez.

Elbette motivasyonu ve çalışan bağlılığını etkileyen bir çok faktör var fakat takdir önemi yadsınamayacak kadar öncelikli olanlardan. Takdir etmekten korkmayalım, takdire şayan her hareketi övgü ile taçlandırmayı unutmayalım.

Continue Reading

Yazar

Narenciyede çözüm bekleyen 9 sorun

MedyaKafa Basın

Published

on

Mersin Narenciye Festivali hafta sonu yapıldı. Üretimi ve ihracatıyla önde gelen sektörlerden narenciyede çözüm bekleyen 9 sorun sıralanıyor.

 Dünya narenciye üretiminde 6’ncı sırada bulunan İspanya, 3.7 milyon tonluk hacim ile ihracatta ilk sırada yer alıyor. Türkiye ise toplam üretiminin yüzde 36’sına denk gelen yaklaşık 1.7 milyon ton narenciye ihracatı ile 2’nci sıraya yerleşti. Bu ürünlerden sağladığımız gelir ise yaklaşık 850 milyon dolar. Soru şu: Dünya ne istiyor, biz ne üretiyoruz? Doğru ürün çeşitliliğini nasıl sağlarız?

Fikri Türkel

Gülşen, Sarıca, Eylül adları size ne çağrıştırıyor?

Mersin Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu’nda üretilmeye başlanan çekirdeksiz limonların tescilli adlarıdır bunlar. Başka türler de var. Greyfurt, kayısı, muz, nar gibi meyvelerin yanı sıra pek çok sebze çeşidinin ıslah çalışmaları da merkezde üretiliyor. Mesela Toros Kırmızısı adıyla üretilen greyfurt alışkanlık oluşturacak düzeyde hoş bir tada sahip.

Türkiye’nin en önemli ihracat kalemlerinden olan Narenciye veya Turunçgiller hakkında ilginç bilgiler paylaşmak istiyorum.

Mersin Narenciye Festivali

Hafta sonu Mersin Narenciye Festivali etkinliklerine katıldım. Yetkililer ve yerel üreticilerle konuştum. Sektörün rakamlarına ve sorunlarına girmeden önce duyduğum bir olumlu bir de olumsuz olayı aktarmak istiyorum.

İyi haber şu: Bölgenin büyük çiftçilerinden olan Özler Grubu, portakal toplamak için Amerika’dan bir makine getiriyor. Hiç portakal toplama işçisine ihtiyaç bırakmayan ve hızlı toplama sağlayan bir makine. Ama sonuçta makine ve arıza yapabiliyor.

Özler Grubu Başkanı Özden Özler de makine parçası için Gaziantep’e gidiyor. Sonuçta makine parçası yaptıramıyor ama ustalar biz daha iyisini yaparız diyorlar. Sonuçta üçte bir fiyata yerli malı portakal toplama makinesine kavuşuyor.

İsteyince neler olmaz! Evet, bugünlerde narenciye üreticileri yeni bir hedef pazar peşinde. O da her sektörün hayali gibi Çin.

Çin’e narenciye satma imkanı var ama Türkiye ile aralarında karantina anlaşması olmadığı için satış görüşmeleri şimdilik bekliyor.

İşte kötü haber de yine o bölge ile ilgili: 2,5 yıl önce, Japon heyeti Mersin’e davet ediliyor. Sektörün önemli isimlerinden Mehmet Ateş’in anlattığına göre, olumlu geçen görüşmeler sonucunda bir gemi dolusu narenciye mehter marşları eşliğinde yola çıkıyor.

Satıcı ve ilgililer de narenciye yolda iken Japonya’ya karşılamaya gidiyor. Japonlar, bizimkilere randevu veriyor. Ama Türk heyeti randevuya yarım saat geç kalıyor. Japonlar da “Bu randevuya geç kalan, siparişlerimizi de geç bırakır” diye siparişleri iptal ediyor. O yoldan geri geliyor narenciyeler.

Buna “sığ denizde boğulmak!” diyorum.

Dünya Turunçgil Kongresi

Bugünlerde başta Mersin Ticaret Borsası (MTB) olmak üzere, yerel yöneticilerin en büyük telaşı 2020 yılında Mersin’de yapılacak Dünya Turunçgil Kongresi hazırlıkları. Bunun için Ankara, hazırlık ekibinin istediği bütçeyi de göndermiş.

Ancak bu konuda da bir sorun var: Malum Tarsus’a yapılacak Bölge Havalimanı inşaatının yetişeceğine kimse inanmıyor. Bir de farklı ülkelerden gelecek 3 bin civarında uzman, akademisyen ve sektör temsilcisi nerede ağırlanacak?

Bu olumsuzluklara rağmen, Dünya Turunçgil Kongresi yine Çukurova’da yapılacak.

Hafta sonu Narenciye Festivali oldukça keyifliydi. 4 yıldır ara verilmişti. Halk bu etkinliği özlemiş olacak ki öncekilere göre daha yoğun bir katılım gerçekleşti.

Umarım seneye, festival öncesi yerel yöneticiler ve sektör temsilcilerinin katılacağı bir değerlendirme sempozyumu da yapılır. Hem Dünya Turunçgil Kongresine hazırlık olur.

Narenciye üretimi

MTB Abdullah Özdemir’in verdiği rakamlara göre, Türkiye’nin en dinamik tarımsal sektörünün başında narenciye geliyor. Halen Türkiye’de 37 milyonu meyve veren toplam 43,5 milyon turunçgiller ağacı bulunuyor.

Bunun 14 milyonu portakal, 17,5 milyonu mandalina, 10 milyonu da limon, 1,3 milyonu da greyfurt (altıntop) ağacından oluşuyor.

Narenciye üretimi 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 11 artarak 4.8 milyon tona çıkan Türkiye, üretim tarafında dünya 8’ncisi durumunda bulunuyor.

Avrupa’da ise 7 milyon ton narenciye üretimi olan İspanya’nın ardından 2’nci sırada yer alıyoruz.

2017 yılında dünya genelinde yaklaşık 16 milyon ton sofralık olarak tanımladığımız çeşitli narenciye ürünleri ticarete konu olmuş ve 13.5 milyar dolar bir değer oluşturuyor.

portakal-ihracat-isletme-gidahatti

Narenciye ihracatı

Dünya narenciye üretiminde 6’ncı sırada bulunan İspanya, 3.7 milyon tonluk hacim ile ihracatta ilk sırada yer alıyor.

Türkiye ise toplam üretiminin yüzde 36’sına denk gelen yaklaşık 1.7 milyon ton narenciye ihracatı ile İspanya’nın ardından 2’nci sıraya yerleşti. Bu ürünlerden sağladığımız gelir ise yaklaşık 850 milyon dolar.

Dünyadaki toplam narenciye üretiminin dörtte birlik bölümünü (38 milyon ton) karşılayan Çin, en önemli narenciye üreticisi durumunda. Çin’i sırasıyla 20 milyon ton ile Brezilya, 12 milyon ton ile Hindistan ve 8 milyon ton ile Meksika takip ediyor.

Narenciyede çözüm bekleyen 9 sorun!

Gelişmelerden umutlu olduğunu belirten Abdullah Özdemir, sektörün sorunlarını ise 9 ayrı maddede topluyor.

1- Narenciyeye verilecek ihracat desteği düşürüldü ve önümüzdeki dönem bu desteğin kaldırılması öngörülüyor.

2- Narenciyede son 5 yılda birim ihraç fiyatımız ton başına yüzde 27 azalarak 686 dolardan 503 dolara geriledi. Örneğin Güney Afrika’da fiyat yüzde 23 artarak ton başına 556 dolardan 685 dolara yükseldi. İspanya ise narenciyeyi hem Türkiye’den yaklaşık 2 kat yüksek fiyatla (945 dolar) satıyor hem de 5 yıllık süreçte birim ihraç fiyatı aynı seviyesini koruyor.

3- Narenciyede pazar talepleri doğrultusunda yeni tür ve çeşitler geliştiremiyoruz. Dünyada narenciye ürünleri arasında en çok talep gören ürün olan portakal, dünya narenciye ithalatının yüzde 45’ini oluşturuyor (Mandalina yüzde 31, limon yüzde 18 ve greyfurt yüzde 6). Türkiye’nin ise narenciye ihracatı içerisinde portakalın aldığı pay yüzde 24 (mandalina yüzde 41, limon yüzde 28, greyfurt yüzde 7).

4- Narenciyede pazar çeşitliliğimiz çok sınırlı, az sayıda pazara bağımlı durumdayız. Son yıllarda narenciye ihracatımızın yüzde 70’ini Rusya, Irak ve Ukrayna’ya gerçekleştiriyoruz. Dünyanın en önemli narenciye ithalatçısı ülkelerinden olan Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkelere narenciye gönderemiyoruz. Zira bu pazarlarda İspanya ile rekabet edemiyoruz.

5- Türkiye’de ürün arzı sağlama dönemi (Eylül-Mart) rekabetçi ülkelere göre daha kısa. Narenciyede hasat süresinin erken, orta ve geççi çeşitlerle tüm sezona yayılması ile birlikte dış pazarda rekabet gücümüzün artması olası.

6- Narenciye üreticisinin kayba uğramaması için soğuk hava zinciri ve depolama önemli bir etken, ancak soğuk hava depoları sayısı son derece sınırlı. Bu konuda yatırımların artırılması gerekiyor.

7- Narenciye üreticileri, üretimi zor şartlarda sürdürüyor. İhracatçı başabaş fiyatlarla dış pazarlarda rekabet ediyor. Narenciyede iç tüketim ve ihracat toplamı, üretim seviyesinin altında kalıyor. Yani arz fazlası söz konusu. Narenciye tüketimi artırılmak zorunda.

8- Türkiye’de narenciye işleme sanayii emekleme safhasında. Dünyada sofralık narenciye ticaretinde 13.5 milyar dolarlık bir hacim söz konusuyken, endüstriyel narenciye ürünlerinin (meyve suyu, marmelat, reçel, konserve vb.) ticaretinde de 8.5 milyar dolarlık önemli bir pazar bulunuyor. Maalesef bu katma değerli pazardan aldığımız pay yüzde 0,5 bile değil (40 milyon dolar).

9- Narenciye ürünleri meyve suyu açısından endüstriyel talebe uygun değil. Narenciye ürünleri kullanılarak elde edilen meyve suyu ticaretinde diğer ülkeler ile rekabet edilemiyor. Çünkü sofralık narenciye ürünleri ihtiva ettiği meyve suyu oranı yönüyle endüstriyel talebi karşılamıyor. Yani, meyve suyu üretmek için sıkmalık açıdan beklenen standartları ve istenen verimliliği sağlayamıyor. Hatta bu nedenle narenciye üretiminde 8’nci sırada bulunan Türkiye, 12 milyon dolarlık narenciye meyve suyu ithal ediyor. Bu kapsamda öncelikle narenciye ürün deseninin endüstriyel talebe uygun olarak değiştirilmesi gerekiyor.

Özdemir, haklı olarak her sorun için onlarca soru soruyor: Dünya ne istiyor, biz ne üretiyoruz? Doğru ürün çeşitliliğini nasıl sağlarız?

Continue Reading

Yazar

Evinizde WiFi’la sorununuz mu var? İşte çözüm yolları

MedyaKafa Basın

Published

on

Evinizde WiFi’la sorununuz mu var? İşte çözüm yolları
Evlerde WiFi sinyallerinin istenen her yere ulaşmasını nelerin engellediği ve çözümleri burada

Bugün pek çok internet kullanıcısının ortak sorunlarından biri, evde WiFi sinyallerinin her yere ulaşmaması ya da yetersiz ulaşması. Bu konuda çoğu kullanıcı sahip olduğu modemle ilgili bir sorun olduğunu düşünüyor; oysa bu tür sorunlarda çoğunlukla farklı nedenler söz konusu. Evlerde WiFi sinyallerini engelleyen unsurları ve çözümlerini TP-Link iki kategoride ele almış.

Evinizde WiFi’ile sorununuz mu var ile ilgili görsel sonucu

Yapısal sorunlar ve çözümleri

Kalın Duvarlar:Yapısal sorunların başında, evlerde yer alan kalın beton duvarlar yer alıyor. Eğer evimiz kalın betonarme duvarlardan oluşuyorsa, sadece modem ya da yönlendirici (router) ile WiFi sinyallerinin her yere ulaşması pek mümkün olmaz. Kalın duvarlar, WiFi sinyallerinin geçişini engeller.

Bu sorunu aşmak için evin yapısına göre menzil genişletici (range extender) ya da powerline adaptör kullanılması gerekir. Modem değiştirmek, anten ilave etmek bu sorunda çözüm olmaz; ek ağ ürünleri ile evin her yerine WiFi ulaştırılabilir.

Ahşap Kaplamalar:Bol ahşap kaplama, lambri kullanılan, çok sayıda ahşap kapı ile bölmelerin ayrıldığı evlerde WiFi sinyallerinin her yere ulaşması ciddi bir sorun olur. Ahşap, WiFi sinyallerinin geçişini engelleyen önemli bir unsurdur. Bu sorunu aşmak için kaplamaları, kapıları sökmek gerekmez!

Eve interneti getiren ve dağıtan modemi destekleyen ürünler kullanılması gerekir. Eğer çok ahşap kaplama varsa menzil genişleticiler çözüm olmayabilir. Bu tip durumlarda elektrik hattını internet hattı haline getiren powerline adaptörler en iyi çözüm olacaktır.

Evinizde WiFi’ile sorununuz mu var ile ilgili görsel sonucu

Geniş ya da Katlı Evler:Ev çok büyük ve odalar birbirinden koridor, kapı gibi unsurlarla ayrılıyor ve birbirinden uzak konumdaysa, evin bir ucuna konulan modemin sinyalleri diğer uca yeterince ulaşamaz. Bunun için evin yapısına, büyüklüğüne göre ya modemi orta bir noktaya konumlandırmak gerekir ya da yine ek ağ ürünleri kullanmak iyi bir çözüm olabilir.

Geniş evlerde menzil genişleticiler genellikle sorunu çözer. Katlı evlerde ise her katta güçlü WiFi için menzil genişleticiler yeterli olamaz. Katlı evlerde en ideal çözüm, powerline adaptör ya da Mesh teknolojili Deco ev WiFi sistemleri olacaktır.

Kullanım hataları ve çözümleri
Yerleşim Yanlışları: Kullanım hatalarının en başında modemin yanlış yere yerleştirilmesi geliyor. Çoğunlukla kablo çekmemek için evin girişinde bir noktaya modem konuluyor. Bu da her noktaya WiFi ulaşmasında sorun oluşturabiliyor. Mümkünse kullanıcılar ortada bir noktaya modemi konumlandırmalı. Bu şekilde sorunun çözülmesi mümkün olabilir.

Parazit Yapan Cihazlar:Kullanım ya da yerleşim hatalarından bir diğeri ise modemin başka bir elektrikli cihazın üzerine ya da yakınına konulması. Örneğin buzdolabı ya da TV üzerine yerleştirilen, mikrodalga fırın, telsiz telefonun yakınan konulan modemler görülebiliyor. Parazit yapmaya neden olan bu tür durumlar, WiFi sinyallerini engelliyor. Modemin diğer elektrikli cihazlara yakın konumlandırılmaması gerekiyor.

Yanlış Ürün Seçimi:Kullanım hatalarının sonuncusu ise evin yapısına, kullanım gereksinimlerine uygun olmayan bir modemin tercih edilmesi ya da eski teknolojili ürün kullanılması. Giriş seviyesi bir modem, çok büyük ve çok sayıda cihazın WiFi’a bağlandığı bir ev için yeterli olmayacaktır.

Evin yapısı ve WiFi kullanım gereksinimlerine uygun modem/router tercih etmek, WiFi performansını artıran önemli bir unsurdur. Ayrıca hala eski teknolojili, on yıllık bir modem ile bugünün WiFi gereksinimlerini karşılamak da mümkün değildir. On yıl önce evde WiFi’a bağlı cihaz sayısı, WiFi ulaşmasını istediğimiz noktalar bugünkü gibi değildi. O nedenle yeni nesil ve gereksinimimize uygun çözümler ile yapılacak yenileme WiFi sorununu çözmek için ilk adım olmalıdır.

Continue Reading

Öne Çıkanlar