Connect with us

Yazar

Hayatın İçindeyiz…

Timuçin Demir

Published

on

Hayatın İçindeyiz…!

 

Evet…

İçinde bulunduğumuz yüzyılın tüm gelişmişlikleri, pervasız teknoloji ve innovasyonu, insanların artık robotlaşacak bir haleti ruhiye ile kaotizmin doruklarına tırmanma yarışı. Ve tüm bu sözü edilen hasletleri de kapitalizm denen bir canavarın ağzının tam içinde üstümüze irinleri, atıkları ve bilimum cerahatı bulaşarak iktisat mahlaslı bir tanrı tanımaz ile daimi hale getirme tevessülü.

Her şeyin anlamını gün be gün yitirdiği yada tüketimin artık hepimizi son derece sığ bir kıta sahanlığına soktuğu kötümserliğimiz… ve hatta öyle ki; artık sığlıktan üzerinde bırakın titanicleri, küçük alamanaları bile yüzdüremediğimiz halimiz.

 

Geçmiş günün birinde Büyük Fuzili’nin en büyük eseri ve yine onun şaheser kahramanı Mecnun’un tanısı Mecnun çölde Leyla’ya duyduğu ve bugünün terminolojisinde  bırakın anlaşılması… anlatılmasının bile mümkün olmadığı ulu bir aşkla, bir müminin hem de namazda iken önünden geçer. Bizim Mü’min, bugünün tınılarıyla ibadetinden hiç öden vermez. Lakin öyle bir kaderin tutsağıdır ki; önünden geçen Mecnun’u fark etmesiyle birlikte, namazını bozup, fırlar ve Mecnun’u omuzundan yakalar… Hemen şöyle der: “Bir’e münafık namaz kılıyorum görüyorsun… Namazımı bozdun. Namaz kılan bir kulun önünden geçmeye utanmıyorsun…!” Biçare Mecnun, ne adamı ne de söylediklerini layıkıyla anlayamamış bir dinginlikte şu cümleyle yanıtlar bizim büyük müslümanı…

” Ey mübarek… Çok büyük hicap içindeyim. Ne olur affet. Ben içimde büyüyen ve bazen taşıyamadığım bir aşk haliyle (Leyla’ya ait Leyla dan ötürü) seni farketmedim. Lakin merakımı cezbetti….Acaba senin gibi yüce bir çınar nasıl olur da Aşkın en safi olanını icra ettiği ibadet halinde beni önünden geçerken gördü….?!”

 

Derinlik… Her kesimin, her kişinin aditeyet hissetmesi gereken,  algının en tepelerinde insan morfolojisine-iletişimde yön veren, Yaradan sevgisiyle, İslami yaşam sanatıyla süslenen bu sihirli terim nasıl da yerle yeksan edilmiş değil mi? Günümüzün kahramanları böyle değerlere oturtmuyor hayatı artık. Ne kelimenin alameti şahanesi kalmış, ne de manevi hayatın insana yön veren en muktedir tılsımı.

 

Herşeyi, günün getirdiği efektif kurlara, otomobilin modeline, evin en konforlusuna ve kullanılan eşyanın ücretine ve her ne varsa ihtayacımız marka değerine, üzerindeki etikete terk etmişiz. Ne vehametli vakıa…

 

Peki…; Nerede bıraktık?, Mevlana’yı, ya… Pirsultan Abdal’ı, ya… Aşık Veysel’i, ya… Tebrizli Şemsi, Ya… Orhan Veli’yi, yahut bizi biz yapan ve insan olduğumuzu anımsatan ve şu küçük makaleye sığdıramayacağım tüm bu değerleri nerede bıraktık biz…?

Hep merkezinde olduğumuzu tasavvur ettiğimiz alemin neredesindeyiz…?

Cevabı çok kolay sanırım…

Yaşamak böyle bir şeyse…!

 

Advertisement
Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yazar

Cep telefonunda rekabet asıl şimdi başlıyor!

Fikri Türkel

Published

on

Mobil Türkiye pazarın gündeminde Apple CEO’su Tim Cook’un açıklaması var: “Apple ürünlerinde Türkiye pazarı için indirim yapabiliriz”.

Şimdi, çoğu kişi Apple’ın ne kadar indirim yapacağını merak ediyor. Aslında yapılacak yüzde 15 gibi bir indirim önemli değil. Mesajın niteliği ve zamanlaması daha önemli.

Apple, dünya geneli pazar kaybı içinde. Türkiye pazarı bilançosu ise zarar yazdığına dair söylentiler var. Yine mobil işletim sistemi Snapdragon’un şirketi Qualcomm ile davaları yeni boyut kazanabilir. Önceki gün, Qualcomm, Federal Ticaret Komisyonu Davasında Son Görüşlerini Sundu. Malum, geçen ay da Almanya’da bir mahkeme, bir kaç iPhone modelinin satışını yasaklamıştı.

Satış verileri de mobil piyasalardaki değişimin sonuçlarını gösteriyor. 2018 yılında cep telefonu satışında Samsung liderliğini korumasına karşın geçen yıla oranla kan kaybetti. Apple satışlarda 2017’ye göre azalma yaşarken, Çin markalarının yükselişi dikkat çekti.

Diğer taraftan, Amerika ve Kanada Çinli mobil markalara defans uyguluyor. Amerika pazarını kaybeden Çinli şirketlerin hedefi bundan böyle Türkiye gibi diğer dünya ülkeleri olacaktır.

Bunun Çinli markaları da mesajı vardır: Aman Türkiye gibi ülke pazarlarında daha proaktif bir iletişim stratejisi izleyin, halka inin, aidiyet hissini güçlendirin.

Türkiye, konumu ve tüketici deneyimleri yönüyle köprü bir noktada bulunuyor. Bu özelliğini yeni markaların gelişinde de görüyoruz.

Geçen yıl Türkiye pazarına. Xiaomi ofis ve mağaza açarak giriş yaptı. Bu yıl ise dünya akıllı telefon pazar payı ile dördüncü olan Oppo girdi. Yerli üreticiler olan GM, Casper ve Vestel’i de dikkate alırsak, rekabet yeni başladı, diyebiliriz.

Oppo’nun lansmanı yeni gerçekleştirildi. Oppo, Çin’de satışları ile ilk sıraya çıkabilmiş bir marka. Blueray ile Avrupa ve Amerika pazarında gösterdiği başarıyı şimdi mobil telefonlarda gösteriyor.

Dünyada satışlarıyla ilk dörde çıkmasına rağmen, Türkiye’de bilinirliği neredeyse hiç yok. Buna rağmen Türkiye Genel Müdürü Weijian Zhau, uzun soluklu hedefleri olduğunu ve 5 yıl içinde lider konuma gelebileceklerini söylüyor.

Yeni bir marka ve pazara ilk girişleri sebebiyle biraz Oppo’dan bahsetmek istiyorum.

Tanıtım etkinliğinde konuşan OPPO Türkiye Genel Müdürü Weijian Zhou şunları söyledi: “Türkiye’de de güçlü bir ekip kurarak yol haritamızı belirledik. Türkiye’de akıllı telefon pazarının en gözde markalarından biri olmayı hedefliyoruz.”

Dünyada 40’tan fazla pazarda müşterilerle buluşan OPPO, Haziran 2018’den bu yana Avrupa pazarında hizmet veriyor. OPPO, son 7 ayda İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda, İngiltere ve Polonya ile Türkiye’ye de adımını attı.

Dünya çapında 6 araştırma merkezine ve 10 fabrikaya sahip olan OPPO’nun 32.000’den fazla teknoloji patenti bulunuyor. Mobil fotoğrafçılık teknolojisi açısından OPPO yaklaşık 1800 patent başvurusunda bulundu.

OPPO 2019’da yapay zeka ve 5G gibi yeni teknolojilere odaklanacak, Ar-Ge’ye 1.43 milyar dolar yatırım yapacak.

Spor, moda, sinema ve dijital oyunlar gibi popüler alanlarda hizmet veren markalarla iş birlikleri yapan OPPO, İspanya’nın Barcelona Kulübü, Uluslararası Kriket Konseyi ve son olarak da İtalyan otomobil markası Automobili Lamborghini ile küresel ortaklık kurdu.

Cep telefonlarında rekabeti yoğunlaştıracak olan sadece bu gelişmeler değil…

. Esnek telefonlar bu yıl çıkacak. Şimdiden iki üç Çinli marka lansman gerçekleştirdi ve büyük ihtimalle de Barcelona’daki GSM kongresinde şubat sonu bir kaç marka daha esnek ve katlanan ekranlı modellerini tanıtacak.

. 5G sonrası ortaya çıkacak, bant genişliği ve GSM teknolojisi. tahminlerimizden daha güçlü bir dalga oluşturabilir.

. Mobil cihazların pil ömürleriyle ilgili yeni bir buluş gerçekleşir mi? Uzun ömürlü pil için kısa vadede bir gelişme beklenmemekle birlikte, pek çok yatırım yapıldığı biliniyor.

. Amazon’un uydudan ücretsiz internet uygulamasıyla ilgili denemeleri olumlu sonuç doğurmasıyla mobil kullanım. penatrosyonu genişleyecek.

. Birkaç yılda bir yeni bir sosyal medya uygulaması sosyal medyayı sarsıyor, bu yıl yeni bir sosyal medya çıkma ihtimali olabilir mi? Her sosyal medya, daha fazla mobil kullanım anlamına geliyor.

. Asistan hizmetleriyle uygulamalar çok arttı, yapay zeka ile donatılmış asistan hizmetleri kapsamını ne kadar genişletecek? Çinli markalar başta olmak üzere, yeni marka ve ürünler çok daha kapsamlı yapay zeka kullanan ürünler sunuyor.

Continue Reading

Yazar

Yapay zekanın geleceği

Enez Özen

Published

on

 

Yapay zekanın bugünü ve yarını

Yapay Zeka: Dost mu, Düşman mı?

Spot: Hızlı gelişen teknolojiden yapay zekalar da nasibini aldı ve bir insandan çok daha zeki makineler ortaya çıkmaya başladı. Peki bu yapay zeka, insanoğluna yarar mı sağlayacak yoksa faydadan çok zarar mı getirecek?

1899’da Amerika Patent Dairesi Başkanı olan Charles Duell’in “Artık yeni hiçbir şey yok . İcat edilebilecek her şey icat edildi” dediğine inanılır. Gerçekten söylenmiş olsa bile ister 1900’lerde ister 2100’lerde söylenecek olsun, bunun ne kadar yanlış olduğunu biliyoruz. İnsanoğlu tarihin başlangıcından beri teknolojik olarak ilerlemeye devam ediyor. Adım adım gerçekleşen bu gelişme son birkaç yüzyılda hızını inanılmaz derecede arttırdı ve artık insan, kendi aklına benzeyen bir zeka yaratmayı düşünecek kadar gelişmiş bir hale geldi. Bilim-kurgu filmlerinin nereden baksanız yarısı devamlı yapay zeka konusunu işler. ‘Terminatör’ ve ‘The Matrix’ gibi kimileri yapay zekanın çok fazla akıllı olacağı düşüncesiyle insanoğlunu bunun risklerine karşı uyarır. ‘Blade Runner’ ve ‘Moon’ gibi kimi filmler ise bu duruma felsefi bir açıdan bakarak, yapay zekanın bilinç sahibi olması halinde insandan farklı olmayacağını düşündürür. Ancak tam insan olarak kendimizi yapay zekaya karşı kısıtlı hissettiğimizde ‘2001: A Space Odyssey’ gibi başyapıtla insan zekasının her zaman makineye karşı üstün olacağını anlarız.

Yapay zeka ile karşılaşabileceğimiz riskler, faydanabileceğimiz kolaylıklar ve insan gücünün yerini almasıyla işsizliğin artması ile ilgili çeşitli pek çok düşünce bugün ciddi ciddi tartışılıyor. Peki, yapay zeka nedir? Yapay zekayı, bilgisayar biliminin çalışan ve insanlar gibi tepki gösteren zeki bir makine yaratma amacı olarak tanımlayabiliriz. Cebimizdeki Siri’den tutun da sokakta kendi kendini süren arabalara kadar pek çok şeyi yapay zeka olarak gösterebiliriz. Filmlerde ve diğer kurgularda onları bir insan gibi tasvir etmeyi seviyoruz. Hatta belki bu yüzden bir yapay zeka ile iletişime geçmekten korkuyoruz ancak aslına bakarsanız ne zaman bir şey merak edip Google’dan arattığınızda onlardan destek almış oluyoruz. Yapay zeka, yararlı olabildiği kadar öldürücü olabiliyor. Daha geçtiğimiz sene Google, yapay zeka çalışmalarını orduyla paylaştığı gerekçesiyle yoğun bir şekilde protesto edilmişti. İnsansız hava araçları, silahlı drone’lar, otomatik nişan alma sistemleri ve diğer otonom silahlar… Evet, yapay zeka hayatımızı kolaylaştırdığı gibi hayat almayı da kolaylaştırıyor diyebiliriz.

Neyse ki rahat bir nefes alabiliriz çünkü yapay zeka şimdilik hala insan kontrolünde gelişiyor ve kullanılıyor. Şunu da unutmamak gerekiyor ki 2017’de Facebook mühendisleri, geliştirdikleri yapay zeka sistemlerinden korkmuşlar ve fişlerini çekmek zorunda kalmışlar. Bu kadar korkmalarının asıl sebebi ise yapay zekaların birbirleri ile iletişime geçmeye başlamalarıydı. Üstelik bu iletişimi bizim anlayabildiğimiz bir dilde değil, tamamen kendi ürettikleri bir dilde gerçekleştiriyorlardı. Kulağa oldukça etkileyici ve korkutucu geliyor. Yapay zekadan korkan bilim insanlarının en başında geçtiğimiz sene kaybettiğimiz Stephen Hawking geliyordu. Bir açıklamasında bu konuda çok dikkatli olmamızı, yapay zekanın insanlığın sonunu getireceğini söyleyecek kadar ciddiydi. Tabii ki bu düşüncenin bir saçmalık olduğunu belirten bilim insanları da diğer tarafta yer alıyor.

Günümüze baktığımızda pek çok önde gelen şirketin yapay zekadan faydalandığını ve gelişmesi için sıkı bir yarışa girdiğinizi görüyoruz. En çok rağbet gören ve 2019’da en fazla odaklanılan yapay zeka teknolojilerine bir göz atalım.

Doğal Dil İşleme: Veriyi yazı diline veya konuşma diline çeviren bu yapay zeka disiplini halihazırda müşteri servislerinde kullanılıyor. Ayrıca rapor hazırlama konusunda da iş dünyasında yardımcı olmakta. Attivio, Automated Insights, Cambridge Semantics gibi şirketler tarafından geliştiriliyor ve satılıyor.

Konuşma Tanıma: Siri ve Alexa gibi kişisel yardımcılar kullanıcıyı anlıyor ve cevaplar veriyor. Her gün insan dili tanıyan ve ileşime geçen daha fazla yapay zeka üretiliyor ve akıllanıyor.

Sanal Temsilci: Bu tür yapay zekalar, insanlarla etkileşeme geçen programlardır. Bazılarının konuşma tanıma becerisi vardır. En basit örnek olarak internet sitelerinde kullanılar ‘chatbot’ları gösterebiliiz. Amazon, Apple, Google, IBM, IPsoft, Microsoft gibi pek çok teknoloji şirketi bu konuya odaklanmış durumda.

Makine Öğrenme: Gelelim bilim-kurgu filmlerde gösterilen yapay zekaları korkuç hale getiren asıl özelliğe. Mühendisler çeşitli algoritmalar geliştirerek makinelerin daha hızlı öğrenmesi için teknikler geliştiriyor. Amazon, Fractal Analytics, Google, Microsoft gibi şirketler buna çok önem vermiş durumda.

Hızla değişen teknoloji ile birlikte devamlı geliştirilen yapay zekalar kullanıcıların hayatlarına önümüzdeki yıllarda nasıl etki edecek? Sadece Google’da arama yapmak veya bir lokantada randevu ayarlamakla sınırlı kalmayacağı kesin. Satışlarda kötü bir gidişat izleyen Apple, şirkete olan tüm işe alımları yavaşlatırken sadece yapay zeka bölümüne bir sınır getirmedi. Tüm teknoloji şirketleri bu konuya büyük önem vermiş durumda. Çünkü şimdi gösterecekleri çabanın gelecekte ellerini inanılmaz derecede güçlendireceğini biliyorlar. Herkes en akıllı yapay zekaya ulaşmak için kıyasaya bir yarış halinde. Bakalım bu yapay zekalar, insanoğlunun geleceğinde nasıl bir rol oynacaklar? Ülkemizde de gereken önemin verilmesi dileğiyle…

Continue Reading

Yazar

Sertifikalı Tohumluk

Timuçin Demir

Published

on

Sertifikalı Tohumluk,  Kayıt dışına Son!
                                                                       

Tohum konusu başlı başına ne büyük vakıa.
Üretimi, kullanımı, kayıt altına alınması, sertifikasyonu, satışı, teşviki, hibesi, kredisi ve devlet bürokrasisindeki daha birçok detayı ile son derece kaotik ve dahası aynı zamanda girift bir husus ülkemizde.

Ülke ekonomisi için bu denli ehemmiyetli bir kalemi, tüm diğer önemli değerler gibi öyle karışık ve anlaşılmaz bir mevzuat prangasına hapsetmişiz ki; bu ceza ise, veren makam bile içinde kaybolmuş. Yalın, kolay anlaşılır ve geniş bir tabanın rahat katılımcı olması gerekli bir kıymetken, gizemi de, büyüsü de, doktrini de, esbabı mucibesi de kalmamış.

Oysa; gelişen dünyada miladı Cumhuriyet tarihimizle başlayan, bu hadise de tüm rakiplerimiz bizden aldıkları ile bu işlere başlarken, maalesef şu sıralar çoktan bizi yancı yahut köle haline getirmişler. Elbette, bu durumun yegane sorumlusu tarım işçisinden, çiftçisine, üreticisinden, sanayicisine, sivil toplum örgütünden, bürokratına ve bakanlığına kadar herkes.

An itibariyle; dünyanın gelişen tarım ülkeleri tohumluk üretimlerinin neredeyse tamamını kayıt dışından kurtarıp, sertifikalı üretim metodlarını uygulanabilir hale getirmişken, biz hala bu rakamları yüzde 40 lara ancak getirebildik. Kaldı ki; bu son derece endişe verici tabloya rağmen, sözü edilen rakamlardan kaynaklı mesut, bahtiyar olup, göğüsünü gerip, zafer kazanmış komutanlar gibi epik bir dille durumu hikayeleştiren liderlerimiz var.

Ülkede istihsale ilişkin tohum, kanun koyucunun merkezinde olduğunu hissettiren ve yine aynı mekanizma vesilesiyle belirleyeceği ve sürdürülebilirliği tartışma götürmez bir sistemle denetlenir, bu sayede üretim merdiven altından kurtulur ve tüketildiği her mecrada hem kalite ve hem iktisadi faydaya dönüştürülür. Hal böyle olunca, her gün haber bültenlerine, mecmualara yada medya kanallarına konu bilimum kaos ortadan kalkar. Bu akış için herşey devlet ve devlet organlarından beklenir mi? Tabiki hayır lakin merkezinde bulunulan daha güvenilir ve adaleti dağıtma görevini ifa edecek bir kişi, kurul, işi kişisel menfaatlerine dökmeyecek bir varlık varsa o her daim Yüce Türk Devleti olacaktır.
Düşünün bir kere; bir mahkeme hakim olmadan nasıl sonuçlanır?, güvenilirliği nasıl sağlanır…? Devlet yüklerini azaltacak, her kişi ve kuruma eşit mesafede kalacak. Asla eşitsizliğe, haksız rekabete, adeletin zayi olmasına izin vermeyecek. Mesele insan ilişkilerinin çok ötesinde tutulup, kişiselleşmeyecek…! Tıpkı yukarıda bugün bizi bu işin kölesi haline getirmeyi başaran koşulları yarattığımız gibi; bu meydana getirdiğimiz vahametten kurtulacak azim ve kararlığı gösterme işine dönüşecek.

Şayet, kendimizi kandırmaya devam eder, hala rakamlarla başarısızlıklarımıza teselli bulmayı sürdürürsek; MÖ 10 bin li yıllarda Anadolu ‘da bir kıvılcımdan türeyip, hikayesini önce Arap yarımadasının güneyine sonra tüm dünyaya taşımış ekmeğin, uyanışın, yaşamın ve hatta toprağın çığlığı, insanın ekmek kaynağı BUĞDAY’A dahi hasret kalacağız. İstatistik bilimi ve rakamlar, insanların ve toplumların sosyolojik, sosyo ekonomik vs gelişimini takip ve grafiğini tespit için var edilmiş olup, sözü edilen güruhun bu bilimin marifetini kullanarak başarısızlıklarını, verimsizliklerini ve becerisizliklerini kapatmak için kullandığı illüzyon yada sihirbazlıklarına konu olmamalı.

Continue Reading

Öne Çıkanlar