Ramazan ayı; kötü duyguların azaldığı, paylaşma, huzuru artırma gibi iyi duyguların arttığı bir aydır. Yardımlaşmak, iyi bir insan olmak, birbirimizi sevebilmek, insanları sevebilmek ve merhametli olmak gibi duyguların fazlalaşmasıdır. Kin, nefret, öfke, kıskançlık gibi zehirli duygularından arınmaktır Ramazan ayı. İşte zehirli duygulardan arınıp insandaki soyut duygu alan huzuru arttıran Ramazan ayı huzur veren bir aydır. Peki, ne kadar huzurluyuz ya da bu ay huzuru bulabilecek miyiz? Gerçek olan nedir ya da gerçeklik dediğimiz kavram post gerçeklik olarak artık doğruların, hakikatelerin, önemini yitirdiği modasının geçtiği bir var olma anlamına mı geliyor dersiniz…

Özellikle gıda sektöründeki firmaların, bankaların ve cep telefonu operatörlerinin kampanya atağına kalktığı bu dönem, hem gıda sektörü hem de hazır giyim sektörü açısından gerçek bir değerlendirme yapacak olursak Ramazan Bayramı’na kadar perakende sektörü için zor geçeceğe benziyor.

Gıda perakendecisi için ayrı bir önem taşıyan bu ay bereketi ile gelmeye hazırlanırken, aylar evvelinden başlayan kampanya çalışmaları artık nihai bir sonuca varmış durumda. Tüm insertler, mağazaların giriş bölümleri ramazan paketleri, ramazana özel kampanyaları ve indirimlerle dolup taşacak adeta. Peki, asgari ücretin net 1.603 TL olduğu ülkemizde, alım gücü olarak değerlendirecek olursak tüketici bu bereket ve huzur ayına nasıl karşılık verecek dersiniz?

TÜRK-İŞ’in Nisan ayı araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarının yani açlık sınırının 1.680,33 TL, gıda harcaması ile birlikte giyim, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise yani yoksulluk sınırının da 5.4473,38 TL olduğu gerçekliğinden bahsediyorum. Gerçeklik ve huzur özellikle yan yana durduğunda güzel iki kelime gibi görünse de, günümüzde her ikisi de önemini yitirmiş durumda. Ramazan ayı ile beraber huzur ayına adım attığımızı düşündüğümüz bu dönemde, tablolara baktığımızda gerçeklik kavramı tokat gibi yüzümüze vuruyor. TL’nin bu kadar değer kaybetmesiyle 2006 yılında 1 TL ile 78 gram et alınabilirken, 2018’de yine 1 TL ile 25 gram et alınması pazara veya sokağa çıkan tüketiciyi artan yoksullukla da baş başa bırakıyor. Peki, bu tablo alım gücü olanları huzurlu, alım gücü olmayanları da huzursuz mu kılacak. Yoksa huzurun tanımı hepimiz için değişmeye mi başlıyor.

Gıda perakendecisi için bereket ayı olsa da bu ay, üzerine bir de seçimlerde eklenince ekonomik anlamda bu kadar çok belirsizlik ve huzursuzlukla, tüketici alış veriş davranışlarını da önemli ölçüde etkileyeceğe benziyor. Belirsizlikler kör topal giden ekonomik şartlarla birlikte, istikrarsızlık ülkede huzursuzluk sorununa da davet çıkartıyor.

TÜIK’in raporlarına göre perakende endeksi artıyor ama yeterli değil. 2017 yılındaki kur artışına baz alacak olursak aynı yılın 2’nci yarısında yeni mağaza açılışı konusunda frene basan perakende sektörü küçülmeye doğru giderken birçok büyük marka da küçülme eğilimini kira indirimleri veya çatı marka altında toplama şeklinde devam ettiriyor.

Bu kadar istikrarsızlık olunca tüketici için geçim derdi de kaçınılmaz oluyor. Huzura kavuşacağımız Ramazan ayında, huzur ve gerçeklik kelimeleri de yavaş yavaş post gerçeklikten post huzura doğru evrilmeye başlıyor. Peki, ne yapmak gerekiyor? Farkında olmak gerekiyor. Bize çizilen gerçeklerin farkında olmak gerekiyor. İnsan farkında olmalı ki huzuru bulabilsin. Eşitliğin, birlik ve beraberliğin farkında olmalı ki huzuru bulabilsin. Benim çocukluk anılarımdan kalan Necip Fazil Kısakürek’in çok güzel bir sözü vardır: “Eğer tadını bilirseniz ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.” derdi. Sanıyorum bu sözlerle büyümüş bir nesil adına; paylaşmaya ve huzura her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu mübarek Ramazan ayının hepimize birlik ve beraberlik getirmesi dileğiyle