Connect with us

Üniversite

1.Ankara Koku ve Tat Bilimleri Sempozyumunda konuşan, Master Şef Deniz Orhun; “Yedikleriniz davranışlarınız olur”

MedyaKafa Basın

Published

on

  1. Ankara Koku ve Tat Bilimleri Sempozyumu 5 Ocak ODTU Kültür ve Kongre Merkezi’nde halka açık olarak düzenlendi. Konusunda uzman 30 doktorun bir araya gelerek sorunlara ve hastalıklara karşı bilgi verdiği sempozyumu düzenleyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Esin Yalçınkaya, ilk defa yapılan bu sempozyuma olan ilgiden memnun kaldığını belirtti. Ankara’da gün boyu süren kar yağışına rağmen yüksek oranda katılım sağlandı. Tat ve koku konusunda herkesin anlayabileceği ortak bir bilim dili oluşturmak istediklerini söyleyen Dr. Esin Yalçınkaya, katılanların bilimsel insanların yanında gastronomi, koku ve tatla ilgili, tüm bilim dallarından kişilerinde geldiğini, bu anlamda Türkiye’de yapılan ilk sempozyum olduğunu belirtti. Katılımcılar arasında akademisyenler, GETAT (Geleneksel Tamalayıcı Tıp Uzmanları Derneği) Yönetim Kurulundan Dr. Şerafettin Özdoğan, Devlet ve Özel Hastanelerden hekimler, Eczacı ve kimyagerler, şefler, üniversite öğrencileri ve tat konusuna meraklı ev hanımları, ziraat mühendisleri, Ankara Cebeci Kız Meslek Lisesi’nden öğrenciler bulundu. Bir günlük sempozyuma 300’e yakın kişi  katılım gösterdi. “Tat ve Koku konusu nadir işlenen bir konu ve herkesin dinleyebileceği bir dilde anlatım oluşturulduğunu, Kulak Burun Boğaz uzmanlarının yanı sıra kardiyoloji, nöroloji, psikiyatri, dermatoloji, radyoloji, çocuk hastalıkları pek çok tıp alanının uzmanları Koku ve Tat konusunu branşlarıyla olan ilişkisini herkesin anlayacağı bir bilim diliyle paylaştığını” belirten Dr. Yalçınkaya katılımcıların gösterdiği ilgiden memnun olduğunu, Ekim ayında daha zengin bir programla 2. Ankara Koku ve Tat Bilimleri Sempozyumu’nu düzenleyeceklerini belirtti. Organizasyonun temelini yürütenlerden Dr. Ahmet Uygur halka açık olan Ankara’da ilk defa yapılan bu sempozyumu gelecekte uluslararası boyuta taşımayı hedeflediklerini dile getirdi.

 

 

 

Hekimler tarafından işlenen konular arasında; Koku ve Tat Alma Bozuklukları, Tat Koku İlişkisi, Alerji ve Koku, Sinir Sistemi ve Koku, Beyin dalgaları ve Koku, Koku Kirliliği, Hayvanlarda Koku bulunuyordu. Başkent Üniversitesi Türk Mutfak Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne bağlı Thermopolium Gastronomi Akademisi’nden Master Şef Deniz Orhun “Gastronomi ve Tatbilirlik” üzerine konuşmasıyla sempozyumda yer aldı. “Gurme” yani “Tatbilir kişinin”  “Yiyecek ve içecek konusunda malzemeden, pişirme ve yapılış yöntemine kadar uzman derecede bilgisinin olması gerektiğini, bu şekilde yemeğin analiz edilebileceğini vurguladı. Son bilimsel çalışmalardan bahseden Ünlü Şef ; “ Yaptığınız yemeğin beğenilmesi, tatların harmonisi, lezzetin mimarisini yakalamak için bu işin kimyasının ve bilimselliğinin yakalanması konusunun ne kadar önemli ve araştırmalar gerektirdiğini” belirtti. Türk Mutfağı’nın temelinin tıbba dayandığını söyleyen Şef Orhun, geleneklerimizin ve kültürümüzde bulunan bazı beslenme düzenlerinin bilimsel kanıtlarını sundu. Master Şef Deniz Orhun örnek olarak; Kültürümüzde olan balıktan sonra helva yemenin faydası bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Susamdan elde edilen tahin helvasının balıktaki ağır metalleri topladığı ve vücuttan atılımına yardımcı olduğunu belirten Ünlü şef, bir çok bilimsel çalışmaları sundu. 24 Güneş Döngüsüne ve mevsimlere uygun olan beslenme şeklinden bahseden Master Şef Deniz Orhun yediklerinizle vücudunuzu güçlü ve rahat hale getirebilirsiniz. Hormonlarınıza yansıyan bu durumla “Yedikleriniz davranışlarınız olur”sözünü tekrar yeniledi.

Haberin Fotoğrafları:

          

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Üniversite

Koç Üniversitesi Yayınları’nın (KÜY) Bilim Tarihi kategorisinde yayımladığı Zaman Yolculuğu: Geçmiş, Şimdi ve Geleceğin Kısa Tarihi isimli kitap raflardaki yerini aldı.

MedyaKafa Basın

Published

on

ZAMAN YOLCULUĞU:

GEÇMİŞ, ŞİMDİ VE GELECEĞİN KISA TARİHİ

Koç Üniversitesi Yayınları’nın (KÜY) Bilim Tarihi kategorisinde yayımladığı Zaman Yolculuğu: Geçmiş, Şimdi ve Geleceğin Kısa Tarihi isimli kitap raflardaki yerini aldı. Amerikalı yazar James Gleick tarafından kaleme alınan kitap, Aylin Onacak tarafından Türkçeye kazandırıldı.

Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından, Bilim Tarihi kategorisinde yayımlanan Zaman Yolculuğu: Geçmiş, Şimdi ve Geleceğin Kısa Tarih raflardaki yerini aldı. Amerikalı yazar James Gleick’in yazdığı kitap, Aylin Onacak tarafından Türkçeye kazandırıldı.

Zaman yolculuğu kavramının edebiyattan fiziğe, sinemadan gündelik hayatımıza uzanan olgunlaşma yolculuğunun öyküsünü anlatan kitap, Zaman’ın anlamına, bilince, belleğe, yaşama ve ölüme dair yeni bir dil yaratıyor. James Gleick kitabında, hayal gücü ile başlayan zamanda yolculuk kavramının 21. yüzyıl insanları için uzak bir ihtimal olmamasından bahsederken, “Bu yolculuğu neden arzularız? Geçmiş değiştirilebilir mi?” gibi sorulara yanıt veriyor.

Continue Reading

Üniversite

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi küresel iklim değişikliğine karşı uyardı

MedyaKafa Basın

Published

on

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi “İcadiye Tepesi’nde İlk Rasat Etkinliği”nde küresel iklim değişikliğinin yeryüzünde her 4 kişiden 1’ini olumsuz etkilediği, Türkiye’nin de bu durumdan etkilendiği belirtildi. Toplantıda uzmanlar, enerji tüketimi ve iklim değişikliğine dur deme noktasında bilincin artması ve herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini vurguladı.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün, 150. yıl etkinlikleri kapsamında 17 Temmuz Salı günü düzenlediği “İcadiye Tepesi’nde İlk Rasat” adlı etkinlikte uzmanlar iklim değişikliği konusunda uyarılarda bulundu.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener’in açılış konuşmasını yaptığı etkinlikte; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Meteoroloji Mühendisi Adil Tek atmosferdeki ısınmayı oluşturan en önemli etkenin sera gazları olduğunu, gelecek yüzyılda dünya yüzeyinde sera gazı miktarının yaklaşık iki kat artmasının beklendiğini belirtti. Küresel sıcaklık sapmalarına bakıldığında geçen son beş yılın en sıcak dönem olduğunu kaydeden Tek, 90’lı yılların başından itibaren dünya genelinde su seviyesi ortalamalarının da yükseldiğine dikkat çekti. Tek, havadaki gazların moleküler hızlarının artması sonucunda meydana gelen hava sıcaklıklarındaki artışın fırtınalar, yağış rejiminde değişiklikler ve sıcak hava dalgaları gibi ekstrem iklim olaylarının yaşanmasına sebep olduğunu; en sıcak son beş yılı yaşamış olmamıza rağmen kasırgalar, toprak kaymaları, sel felaketleri gibi ikim değişikliğine bağlı doğa olaylarının dünya üzerindeki insanların yüzde 26’sını olumsuz etkilediğini belirtti. Yani Tek’in verdiği bilgilere göre iklim değişikliği her 4 kişiden birini olumsuz etkiliyor. Tek, “Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı ölçümlerine göre İstanbul’da da son yüzyılda hava sıcaklıklarında 1 derece artış kaydedildi. Mevcut enerji kaynaklarımızı şu anda fosil yakıtlardan karşılıyoruz. Fosil yakıtlar da sera gazlarının atmosferdeki oranını yükseltiyor. Enerji tüketimi konusunda da daha fazla bilinç gerekiyor. İklim değişikliğine nasıl dur diyebiliriz noktasında herkesin birey olarak kafa yorması gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. Miktat Kadıoğlu da yapılan incelemelerin 1995 – 2004 yılları arasındaki 10 yılda dünya genelinde doğal afetlerin 3 kat, bunun sonucunda oluşan ekonomik kayıpların 9 kat arttığına dikkat çekti. Kadıoğlu, iklim değişikliği ile mücadelede en önemli 2 yöntemin iklim değişikliğinin zararlarını azaltmak ve daha az zarar görmeye yönelik uyum çalışmaları yapmak olduğunu ifade etti. Kadıoğlu, “Dünyadaki ekstrem meteorolojik olayların sayısı hızla artış gösteriyor. Türkiye de bu olumsuz olaylardan etkileniyor. Yanlış arazi planlaması ve su tüketiminde yanlış politikalar nedeniyle Türkiye bir su fakiri olma yolunda hızla ilerliyor. Artan nüfus, iklim değişikliği, su kaynaklarının hızla azalması nedeniyle 2030 yılında su sıkıntısı çekeceğiz, 2050 yılında da su fakiri bir ülke olacağız. Türkiye’de iklim değişikliği risk yönetiminde farklı sektörleri bir araya getiren bütünleşik bir anlayış gerektiriyor” diye konuştu.

Toplantıya katılan Meteoroloji Yüksek Mühendisi Gökhan Abur’un bir konser verdiği etkinlik kapsamında Kandilli Rasathanesi’nin kuruluşundan bugüne geçen dönemi kapsayan bir de fotoğraf sergisi ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Continue Reading

Öne Çıkanlar