Bizimle iletişime geçin

Türkiye

Genelkurmay Başkanı Akar: Çocuk sesi için 15 gün bekledik

YÖK’te üniversite rektörlerine konferans veren Akar, Mehmetçiğin sivil hassasiyetine dikkat çekti.

MedyaKafa

Tarih:

|

YÖK’te üniversite rektörlerine konferans veren Akar, Mehmetçiğin sivil hassasiyetine dikkat çekti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Konferans Salonu’nda, Türkiye’deki 185 üniversitenin rektörü ile konuyla ilgili akademisyenlere, “Türkiye ve Dünya Güvenlik Politikaları ve Eğitim” konulu konferans verdi. Türkiye’nin terörden çok çektiğini dile getien Orgeneral Akar, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının meskûn mahaldeki operasyonlarında çok değişik anlar yaşandığını, Mehmetçiğin kalbinin ne kadar temiz ve ne kadar iyi niyetli olduğunun çok önemli göstergelerinin bulunduğunu aktardı. Operasyonlardan fotoğraflar paylaşan Akar, “Operasyonları belki 15 gün önce bitirebilirdik, belki bir ay önce bitirebilirdik, Afrin, il ve ilçeler dâhil. Bir çocuk sesinden dolayı Sur operasyonu 15 gün ötelendi” diye konuştu. Bir uzman çavuşun Sur’daki bölük komutanına “Bir çocuk sesi duydum, burada bir aile olabilir” dediğini aktaran Akar, o sırada ateş edip orayı bir anda tahrip etmenin mümkün olduğunu ancak çocuk olabilir endişesi ile çok ince, çok sabırlı bir çalışma yürütüldüğünü anlattı.

ÖLÜRSEK ŞEHİT, KALIRSAK GAZİ
Yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadeleyi aralıksız sürdürdüklerini dile getiren Akar “En son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar bu iş olacak’ diyoruz. Ölürsek şehit, kalırsak gazi, bunun sonu yok. Bunu bütün arkadaşlarımız içselleştirdi. Bir bütün halinde bu mücadele sürüyor. İnşallah bunu başarılı bir şekilde sonuçlandıracağız” diye konuştu.

O TÜNELLER DEVLET İŞİ
Akar, Afrin’de terör örgütlerinin koruganları, hendekleri ve yer altındaki inşalarına da vurgu yaparak, “Bu koruganlar teröristlerin yapacağı iş değil. Bir devlet aklı olmadan, bir mühendislik hizmeti olmadan, bir projelendirme olmadan bunların tek başlarına böyle bir şey yapmalarının imkân ve ihtimali yok” ifadelerini kullandı. Harekât sırasında teröristlerin “sivil kıyafet” giydiklerine de tanık olunduğunu belirten Akar, “Sivil kayıpların yaşanmaması için çok büyük dikkat gösterdik. Ayrıca Afrin’in boşaltılması sırasında da bazı teröristlerin çıkıyor olabilme ihtimaline karşı sivilleri vurmamak adına bir harekâtı yönettik” dedi.

Türkiye Gazetesi

Reklam
Yorum yapmak için tıkla

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye

Türkiye’nin Kalbi İçin Yer Altına Üs! Yeri Gizli Tutulacak…

Ankara’ya ‘çok gizli’ bir merkez kuruluyor.

MedyaKafa

Tarih:

|

Yayınlayan:

Ankara’ya ‘çok gizli’ bir merkez kuruluyor. Kamunun stratejik kurumlarındaki veriler Ankara’da yer altında kurulacak gizli tesiste depolanacak. Ulusal Kamu Entegre Veri Merkezi hiçbir saldırıdan etkilenmeyecek.

Türkiye, savaş, doğal afet, siber saldırı gibi olağanüstü koşullarda dahi, kamu kurumları arasında ulusal veri akışının ve iletişimin kesintiye uğramadan ve susmadan çalışmasını sağlayacak, yüksek güvenlikli stratejik merkez oluşturulması için harekete geçti. Ankara’da inşa edilecek olan “Ulusal Kamu Entegre Veri Merkezi” Projesi, kritik devlet kurumlarında bulunan hayati öneme sahip ulusal verilerin yedeklenerek korunmasını sağlayacak.

308 BİN DÖNÜME KURULACAK

Akşam’dan Miray Çimen’in haberine göre; Nükleer ve elektromanyetik saldırılarda dahi etkilenmeyecek olan merkez, dört ayrı bölümden oluşacak. Bu bölümlerden “Zone-1” olarak adlandırılan birim, yer altına gömülerek inşa edilecek. Ankara’da 308 bin dönümlük bir alanda kurulacak olan stratejik merkez, olası nükleer, kimyasal, biyolojik ve elektromanyetik saldırılar halinde, savunma sistemini devreye sokarak kendisini dışarıya kapatacak.

ÇALIŞAN İÇİN YAŞAM ALANI

“Zone-1” merkezindeki personel dışarı ile irtibat kesilse dahi, herhangi bir desteğe ihtiyaç duymadan aylarca görev yapabilecek. Bu kapsamda, yaşam alanlarından, sağlık birimlerine, su tanklarından, gıda depolarına kadar yaşamsal ihtiyaçlar ve alanlar oluşturulacak.

ANA MERKEZ ANKARA

Kamuda yeni bir network ağı geliştirdiklerini ifade eden Kılıç, “Bütün kamu kuruluşlarındaki verileri süreç içinde bu tesise taşıyacağız. Türkiye’nin iki farklı coğrafyasında yedekli bir yapı oluşturmayı planlıyoruz” diyerek şunları söyledi: Veri merkezlerini yapmanın bazı kriterleri var. Ana yola, yaşam alanlarına belli bir mesafede olması gerekiyor. Fiber altyapı güzergahında olması gerekiyor. Bu kriterlere göre Ankara’da 308 bin dönümlük bir yer tahsisini yaptık.

YERLEŞİME İZİN YOK

Projenin gerçekleştirileceği yer ve çevresi, “güvenli alan” ilan edilecek, bölgede konut ve yerleşim alanlarının inşasına izin verilmeyecek.

YERİ GİZLİ TUTULACAK

Haberleşme Genel Müdürü Kılıç, stratejik merkezin kurulacağı alınan netlik kazandığını, ancak ulusal güvenlik nedeniyle yerinin gizli tutulacağını söyledi.

Proje hakkında bilgi veren Haberleşme Genel Müdürü Ensar Kılıç şunları kaydetti: Bütün ülkeler için bilgi çok kıymetli bir hazine. Stratejik öneme sahip kamu kurum ve kuruluşlarındaki verilerin ve bu verilere ilişkin iletişim ağının, uluslararası standartlarda bir merkezde korunması gerekiyor.

EN KRİTİK TESİS

Bu proje bilgilerin, nükleer, elektromanyetik veya siber saldırılara karşı yüksek güvenlikli merkezde barındırılması ve kesintisiz veri akışının yapılmasını sağlayacak. Koordinatları gizli tutulacak. Burası Türkiye’nin en kritik tesisi olacak. Nükleer, elektromanyetik saldırılar dahil sistemlerin susmadan, kesintiye uğramadan devam edeceği bir tesis planlıyoruz. Yer tahsisi yaptık. Teknolojisini belirledik. 15 bin metrekare bir beyaz alan. Sanal masa üstünden direk veri merkezine erişip çalışabilecek. Ciddi bir donanım israfından kurtulmuş olacağız.

ZONE-1’E NÜKLEER SALDIRI BİLE İŞLEMEYECEK!

Tesis 4 bölümden oluşacak. Projede ‘Zone-1’ olarak adlandırılan bölüm, yer altına gömülerek inşa edilecek. Bu bölüm, nükleer, elektromanyetik, kimyasal veya biyolojik saldırılarda dahi kesintisiz çalışacak. Olası saldırıda bu bölüm, savunma mekanizmasını devreye sokarak kendisini dışarıya kapatacak. ‘Zone-1’de her türlü yaşam alanı, depo ve sağlık ünitesi oluşturulacak.

2 AYRI NOKTADA YEDEKLENECEK

Yedek olacak veri merkezleri hakkında da bilgi veren Kılıç, “Özel sektörün var olan yerlerinden hizmet almayı planlıyoruz” dedi.

4 İDN DAHA KURULACAK

İnternet Değişim Noktaları ilk etapta 1 tane Ankara, tane İstanbul’da olmak üzere 2 İDN kuracağız. Birinci aşamada kaynağı yurt içinde olan trafiğin yine yurt içinde sonlanması. İkinci aşamada yurt dışına çıkışın da İDN’den çıkmasını sağlamak olacak. Daha sonra 4 İDN daha kurulacak. Güneydoğu’ya doğru Orta Asya’ya çıkmak için 1 tane kuracağız. Doğu’ya doğru Kafkaslar’a doğru koyacağız. Bir tane belki Akdeniz’den Kıbrıs olur.

Hürriyet Gazetesi

Okumaya Devam Et

Türkiye

PKK’nın Sincar Yalanı

PKK, TSK’nın muhtemel Sincar operasyonunu durdurmak için bölgeyi terk ettikleri yalanını ortaya attı.

MedyaKafa

Tarih:

|

Yayınlayan:

PKK, TSK’nın muhtemel Sincar operasyonunu durdurmak için bölgeyi terk ettikleri yalanını ortaya attı.
Mehmetçik ve Özgür Suriye Ordusu tarafından bozguna uğrayan, operasyonun son ayağında Afrin’deki silahlarını bırakıp kaçmak zorunda kalan PKK, şimdi de Sincar derdine düştü. Terör örgütü, TSK’nın “İkinci Kandil” diye nitelendirilen Sincar’a operasyonu gündeme gelince kıvranmaya başladı.
Bölgeden çekildiğini duyuran örgüt, bir de yazılı açıklama yaptı. “KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 3 Ağustos 2014 koşullarının ortadan kalktığı, Ezidilerin artık örgütlü bir toplum olduğu, Şengal ve çevresinde güvenliğin sağlandığı” belirtilerek bölgeyi boşalttıklarını açıkladı.
Ancak istihbarat kaynakları terör örgütünün oyunu deşifre etti.

PKK, Afrin’de YPG adıyla adı altında kurduğu yapılanmayı, Sincar’da YBŞ adıyla oluşturdu.
Kandil’den gelen yüzlerce terörist önce yerel halktan zorla askere alımlar yaptı, sonra bunlara silahlı eğitim verdi. YBŞ içinde de komutan seviyesinde PKK’lıları görevlendirdi.
PKK’nın bu çıkışının asıl sebebi Türkiye’nin Afrin’e müdahale ettiği gibi Sincar’a da benzer bir operasyonun önüne geçmek.
Yabancı kamuoyu baskısı oluşturmak bir kaç kare fotoğraf ve demeç verilerek, PKK’nın Sincar’da varlığının kalmadığı, YBŞ’nin de, kendilerini DEAŞ’tan korumaya çalışan Ezidilerden oluşan yerel bir güç olduğu havası verilmeye çalışıldı .

Türkiye Gazetesi

Okumaya Devam Et

Türkiye

46 İlde Risk Azaldı, 6 İlde Arttı

Ezber bozan yeni haritayla Türkiye’de “en tehlikeli alanlar” yüzde 42’den yüzde 17’ye düştü.

MedyaKafa

Tarih:

|

Yayınlayan:

22 yıl sonra değişen “Türkiye Deprem Tehlike Haritası”, Habertürk’ün online sorgulama sistemi haberiyle gündeme geldi. Ezber bozan yeni haritayla Türkiye’de “en tehlikeli alanlar” yüzde 42’den yüzde 17’ye düştü. Haritaya göre 46 ilde tehlike azaldı, 6 ilde arttı. AFAD yetkilileri, deprem riski artan ve azalan o illeri tek tek açıkladı

22 yıl sonra yenilenen “Türkiye Deprem Tehlike Haritası”, HABERTÜRK’ün AFAD’ın uygulamaya koyduğu online deprem sorgulama sistemini duyurmasıyla gündeme geldi. Haberin ardından, yaşadığı semtin deprem tehlikesini öğrenmek isteyenler “https://tdth.afad. gov.tr/” adresine akın etti.

Gazete Habertürk’ten Esra Nehir’in aktardığına göre; yeni haritada 46 ilde deprem tehlikesi azalırken, 6 ilde yükseldi. Eski haritada Türkiye topraklarının yüzde 42’si “en tehlikeli” kategoride tanımlanıyordu. Yeni haritada bu oran yüzde 17’ye düştü. 1996 yılında hazırlanan haritada binaların yüzde 44’ü “tehlikeli alanlar”da yer alırken, bu oran yüzde 26 olarak güncellendi. AFAD Yönetimi Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “Yerin altı değişmedi ama fay hatlarını daha yakından tanımaya başladık” dedi.

“İSTANBUL’UN GÜNEYİNE DİKKAT”

Eski haritanın herhangi bir kente ilişkin genel tahmini ortaya koyduğunu belirterek, artık semt semt, hatta noktasal olarak tespit yapılabildiğini vurgulayan Güllüoğlu, “Örneğin, Manisa’nın tamamı eskiden en tehlikeli olarak kabul edilen 1. bölgede yer alırken yeni haritada artık renk geçişleri var. Deprem haritasının değişmesi sadece haritanın değişmesi anlamına gelmiyor, aynı zamanda inşaatlarda kullanılan binlerce parametrenin de değişmesi demek. Her bir parametrenin bir karşılığı var, bir maliyeti var. İstanbul’da fay hattı Marmara Denizi’nden geçiyor. Özellikle güneyindeki bölge tehlikeli. İstanbul’un güneyindeki binaların daha dayanıklı yapılması gerekiyor” diye konuştu.

Güllüoğlu, zemininde kayma ve sıvılaşma tespiti yapılan Topkapı Sarayı’yla ilgili olarak ise “O yarıklar deprem kaynaklı değil ama bugüne kadar ayakta kaldı diye bundan sonra da ayakta kalır diye kimse garanti veremez” ifadesini kullandı. Sitenin ilk 12 saatte 5 milyon tık aldığını, 800 bin kişinin sorgulama yaptığını kaydeden Güllüoğlu, birkaç hafta içinde siteye girişlerin e-Devlet’te olduğu gibi üyelik yoluyla yapılacağını dile getirdi.

Gülloğlu, “Farkındalığı artırmak istiyoruz. ‘Oturduğunuz evin deprem sigortası var mı, güvenli bir bina mı, belediyenin imar planına uygun mu, siz bireysel olarak hazır mısınız?’ Vatandaşa bu soruları sordurtmak istiyoruz” dedi. Güllüoğlu, haritadaki değişikliklerin, deprem riski yükselen illerdeki inşaat maliyetlerinde artışa neden olacağına dikkat çekerek, “Depremden kaynaklı inşaat maliyetlerini artıracak. Betonarme taşıyıcı sistem denilen yapının maliyetinde yüzde 2’den yüzde 5’e kadar artış bekliyoruz” diye konuştu.

“FAY HATTI DEĞİL TEKNOLOJİ DEĞİŞTİ”

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ ise yeni haritada deprem riskindeki düşüşleri teknolojinin gelişmesine bağlayarak, “Fay hattında değişiklik yok, teknoloji değişti. Yer altındaki sismik riski daha iyi şekilde ayırabilecek durumdayız. Yeni harita hazırlanırken zemin yapısını da göz önünde bulundurduk. Deprem sorgulama sistemi vatandaşı bilinçlendirerek kentsel dönüşüm konusunda duyarlılık kazandıracaktır. Yeni harita inşaat maliyetlerini değiştirebilir. Deprem bölgesi çıkarsa o bölgenin rayiç bedelleri düşebilir tabi. Genel olarak konut fiyatlarını olumlu etkiler” ifadesini kullandı.

“SİLİVRİ’DE TEHLİKE ARTTI”

İSTANBUL Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan: Harita eksik ve yetersiz. Deprem tehlike haritası değil deprem davranış haritası çıkarılmalı. Emekli Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erdik: Benzerleri arasında en iyisi. En son teknoloji ve bilgilerle hazırlanmış çok kıymetli bir haritadır. Avrupa ile de beraber çalıştık, onların da haritalarını alıp, onun üzerine ilaveler yaptık ama onun da üzerinde. Yeni harita ile belirsizliklerin azaldı. İstanbul için 1999 depreminden sonra ana Marmara fayının konumu daha iyi belirlendi, tehlike değerlendirmeleri de ona göre yapıldı.

Haritanın 4-5 yılda bir revize edilmesi gerekebilir. İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz: MTA diri fay hatlarını 2011 yılında güncelledi. Deprem tehlike haritasının güncellenme gereği çıkmıştı. 22 yıl sonra güncellendi, geç kalındı ama mevcut bilgilere göre doğru ve iyi bir harita. Eskiden fayın Marmara denizinin içinden dümdüz gittiği düşünülüyordu, bu değişti. Fayın yeri net olarak belirlendi. Buna paralel olarak da Avrupa yakasında özellikle Silivri civarında tehlike arttı.Anadolu yakasında ise tehlike azaldı.
Habertürk Gazetesi

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar