Bizimle iletişime geçin

Türkiye

Akar ve Güler Özel Celsede İfade Verdi…

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, 15 Temmuz günü Genelkurmay’ın işgal edilmesine ilişkin davada özel açılan ara celsede ifade verdi.

MedyaKafa

Tarih:

|

Akar ve Güler özel celsede ifade verdi… Akın Öztürk yalvardı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, 15 Temmuz günü Genelkurmay’ın işgal edilmesine ilişkin davada özel açılan ara celsede ifade verdi. Mahkeme, Akar’a 9 kritik soru yöneltti. Darbeciler tarafından derdest edilmesi sırasında panik butonu kullanıp kullanmadığı sorusunu Akar, “Şahsımla ilgili kaygı taşımadığım gibi kendimi korumaya yönelik bir girişimim olmamıştır” diye yanıtladı.

ANKARA 17. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Güler’in de bulunduğu müştekilere tanık olarak dinlenebilmeleri için davetiye yollamıştı. Akar, mazeret bildirerek duruşmaya katılmazken, Güler mahkemeye bildirimde bulunmamıştı. Mahkeme 2 – 13 Nisan arasında yeni bir duruşma takvimi belirlemişti.

İŞ YOĞUNLUĞU GEREKÇESİ
Akar ve Güler’in avukatı, müvekkillerinin iş yoğunluğu nedeniyle 2 Nisan’da yapılacak duruşmaya katılamayacaklarını belirterek, 22 Mart’ta ifade vermek için mahkemeye başvurdu. Talebi kabul eden mahkeme, sanık avukatlarına haber vermeden Akar ve Güler için ara celse açarak, ifadelerini aldı. Duruşmada Akar, Güler ve avukatı hazır bulundu. Güler, duruşmada 15 Temmuz günü yaşadıklarını anlattı. Mahkeme heyeti Güler’e ‘İzmir Casusluk’ davasıyla ilgili bir soru yöneltti. Duruşmada ‘katılan’ olarak ifade veren Akar ise sözlerine başlarken, “Ben bu hususta Cumhuriyet savcısına 18 Temmuz’da başlayıp 19 Temmuz 2016 tarihinde biten 6 sayfadan ibaret imzalı ifade vermiştim. O ifademi aynen tekrar ederim. O ifadem geçerlidir. Sanıklardan şikâyetçiyim, cezalandırılmalarını istiyorum” dedi. Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, Akar’a dokuz soru yöneltti. Sorular ve Akar’ın yanıtları özetle şöyle:

YANINDAKİLER FETÖ’CÜ İDDİASI
1-) (Kışlalardan çıkılmaması talimatı verilmemesi iddiası) Tarafıma ulaşan ihbarın mahiyetine göre tüm tedbirleri alınmış, ihbarın değerlendirilip gerekli tedbirlerin alınmaya başladığı saat itibarıyla kışladaki askeri personel mesaiden ayrılmış ve sadece nöbetçi personel kışlada bulunmaktaydı. Dolayısıyla ihbarın mahiyetine göre önlemlerin alınmasına başlandığı saat itibarıyla kışladan ayrılmaması şeklinde bir talimatın verilmesine gerek görülmediği gibi böyle bir talimatın da pratikte bir yararı olmayacağı izahtan varestedir.

2-) (Genelkurmay Başkanı’nın yanında görev yapanların FETÖ’cü çıktığı iddiası) FETÖ’nün TSK yapılanmasındaki hususiyetleri özellikle gizlilik konusunda kullandığı yöntemler dikkate alındığında FETÖ mensubu olan TSK personelinin teşhisi ve tespiti her zaman mümkün olmamıştır. Maiyetimde FETÖ’cü olduğu bilinerek herhangi bir personel istihdam edilmediği gibi istihdamına da müsaade edilmemiştir. Bu hain terör örgütü yapılanması içinde olan ve şahsıma, milletime, silah arkadaşlarıma, emniyet mensubu kardeşlerime, devletin kurumlarına, Türk tarihi ve medeniyetimize bu derece zarar veren her bir kişiden ayrı ayrı şikâyetçiyim.

3-) (Derdest edilmesi esnasında panik butonunu kullanıp kullanmadığı) 15 Temmuz kanlı darbe girişimi sadece şahsıma değil esas itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti devletine, hükümetine ve milletimize karşı yapılmıştır. Bu girişimi öğrendiğim ilk andan itibaren ülkemi ve milletimi düşünmek dışında herhangi bir düşünceyi aklımdan bile geçirmedim. Tüm mesaimi ve enerjimi kanlı darbe girişimini sonlandırmak için kullandım. Bu süreçte şahsımla ilgili herhangi bir kaygı taşımadığım gibi kendimi korumaya yönelik herhangi bir düşüncem ve girişimim olmamıştır.

4-) (Darbe girişimi sırasında Türk hava sahasının tamamının kapatılmadığı iddiası) Tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde hava sahasının kapatılması ile ilgili emir 18.30’da verilmiş ve 19.06’da bahse konu emir ilgili şahıs ve kuvvet harekât merkezilerine ulaşmış, 19.26 itibarıyla tüm hava araçları için işlemler tamamlanmıştır. Bu husus kayıtlarda mevcuttur.

ATAMAYI NET HATIRLAMIYORUM
5-) (7. Kolordu Komutanı olarak görev yaparken 16 Temmuz sabahı 2. Ordu Komutanlığı’na vekâleten atanan daha sonra darbe suçundan ceza alan İbrahim Yılmaz’ın atanması) 16 Temmuz günü Başbakanlığa intikalimden sonra ülke genelinde devam eden karışıklığın sonlandırılması ile ilgili birçok telefon görüşmesi yaptım. Bu yoğun görüşme ve çalışmalar esnasında neyin ne olduğunun belli olmadığı, sıkıyönetim listeleri dahil hiçbir liste ve belgeyi görmediğim bir ortamda atamayla ilgili bana telefonla böyle bir teklifin gelip gelmediğini net olarak hatırlamıyorum.

6-) (Akın Öztürk’ü darbe gecesi Akıncı Hava Üssü’ne çağırıp çağırmadığı, darbenin başına geçmesi konusunda kendisini iknaya çalışıp çalışmadığı, Öztürk’e darbecilerin ikna edilmesi konusunda bir talimatı olup olmadığı) Savcılık ifademde belirttiğime ilave edeceğim herhangi bir husus yoktur.

7-) (Sanık Mehmet Dişli’nin o gün planlı bir sunumu olduğu ve darbeye ilişkin söylemi elindeki kartlardan okuduğu, uçak ve silah sesleri gelince komutanın güvenli bir yere alınmasını önerdiği ve komutanla darbe girişimi daha fazla büyümeden planlama yaptıkları yönündeki iddialar) Savcılık ifademde de TBMM Araştırma Komisyonu Başkanlığı’na 29 Mayıs 2017 tarihinde verdiğim cevaplarda belirttiklerime ilave edeceğim bir husus bulunmamaktadır.

😎 (Akar’ın derdest edilmesi sırasında dönemin Genelkurmay Başkanlığı emir subayı yardımcısı Serdar Tekin’in, emir subayı yarbay Levent Türkkan’a ‘Komutanım ne yapıyorsunuz” dediği, Türkkan’ın da ‘Çekil, bak sana sıkarım’ ifadesini kullandığı iddiası) Savcılık ifademde belirttiklerimin haricinde Serdar Tekin ve Levent Türkkan hakkında geçen bir konuşma hatırlamıyorum.

9-) (FETÖ’cü olmakla suçlanan Hüseyin Hakan Öcal’a 2016 yılı haziran ayında ‘Ramazan, ağustos ayında ayrılıyor. Seni Genelkurmay Özel Kalem Müdürlüğü’ne atıyorum’ dediği ve kendisini derdest eden ekipte yer alan Ahmet Yıldız’ı ismen Genelkurmay Özel Kalemi’ne atadığı iddiası) TSK’daki atama esas ve usulleri dikkate alındığında böyle bir uygulama mümkün değildir.”

SAVCILIKTA NE DEDİ?
Bir ara Akın Öztürk yanıma geldi, üzerinde tişört ve pantolon vardı. Yanında eşi olduğu şekilde Kara Kuvvetleri Komutanı’yla İzmir’den geldiğini, lojmanda oturan kızının evindeyken Abidin Ünal’ın aramasıyla üsten birilerinin uçaklar kaldırdığını ve bu hususa göz kulak olması gerektiğini belirttiği için geldiğini anlattı.

Muhtemelen saat 21.00’ e doğru arkam kapıya dönük şekilde toplantı masasında çalışırken kapı çaldı. Mehmet Dişli’nin geldiğini gördüm. ‘Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı’ gibi şeyler söyledi. Hiddetle ‘Ne diyorsun ulan sen, manyak mısın, sakın ha’ diye bağırdım. Hiddetli karşı çıkmama rağmen sinirlerine hâkim olmaya çalışıyordu ve sakin görünerek ‘Komutanım bu iş bitti ve herkes yola çıktı’ anlamında şeyler söylüyordu.

(Eski emir subayı yardımcısı Serdar Tekin’in iddiaları) Bir ara Dişli, dışarıya doğru hareketlendi, gayri ihtiyari yönümü kapıya döndüğümde Serdar yüzbaşı, Abdullah astsubay ve Levent yarbayı gördüm. Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan olduğunu değerlendirdiğim personel dikkatimi çekti. Odaya girmeye kalkıştıklarını fark edince ayağa kalktım. Birisi beni iterek sandalyeye oturmamı sağladı ve başkası arkadan el havlusu tarzında bir şeyle ağzımı ve burnumu kapatarak nefes almamı engelledi. (…) Levent Türkkan’ın tabanca ile ‘komutanım sakin olun, vururum, sıkarım ‘ gibi şeyler söylediğini işittim. Bir iki adım atıp kendisine ‘Sık ulan’ diye bağırdım. (…) Bir müddet sonra lavaboya gitmek istediğimi söyledim. Benimle birlikte geldiklerini görünce terbiyesizler, ahlaksızlar diye bağırdım. Abdullah astsubay ve Serdar yüzbaşı hiç etrafımdan ayrılmıyorlardı. Sürekli gözetim altında tutuyorlardı.

AKIN ÖZTÜRK YALVARDI
KARA Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler de müşteki sıfatıyla verdiği ifadesinde, 15 Temmuz günü MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, “Bir subayın MİT’e gelerek önemli şeylerden bahsettiğini, yardımcısını göndermek istediğini” söylediğini aktardı. Güler, “Bir süre sonra MİT Müsteşar Yardımcısı Sebahattin Bey geldi, bana bahsettiğim subayın anlattıklarının detaylarını iletti. Durumun hassasiyetine bianen Genelkurmay Başkanı’nın yanında durumu anlattım” dedi. Güler, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Fidan’ı karargâha davet ettiğini, saat 18.15’te Fidan’ın karargâha geldiğini de anlatarak, “Makam odasının bitişiğinde bulunan çalışma odasına birlikte geçtik. MİT Müsteşarı durumu tekrar anlattı. Bu mevzunun daha büyük bir olayın parçası olabileceğini söyledi. Bu esnada, MİT Müsteşarı, Cumhurbaşkanımızın koruma müdürü Muhsin Bey’i aradı. Cumhurbaşkanı’nı istedi, arkasından da ‘Saldırı olursa yeterince personelin ve silahın var mı’ dedi. Karşıdan gelen cevabı duymadım” açıklamasını yaptı.

DİZLERİM KANIYORDU
Güler, Akar’ın darbe girişiminin önlenmesi için verdiği talimatları ve nasıl derdest edilerek Akıncı Hava Üssü’ne götürüldüğünü, savcılıktaki ifadesine benzer şekilde ayrıntılı olarak anlattı. Güler diğer ifadelerinden farklı olarak, Akıncı Hava Üssü’ne konulduğunda dizlerinin kanadığını fark ettiğini belirterek 16 Temmuz’da yaşadıklarını da özetle şöyle aktardı: “15.30 – 16.00 sıralarında evimi aradım. Konuttaki görevliye eşime iyi olduğumu söylemesini bildirdim. Arkadan Zekai Paşa’yı aramasını, konuştuğum telefon üzerinde yazılı olan telefon numarasını söyleyerek üç defa zilin çalmasına müteakip telefon açacağımı söylemesini istedim. Bir süre sonra telefon çaldı. Üçüncü çalmayı müteakip telefonu açtım. Arayan kişi Zekai Paşa idi. Kendisine durumu anlattım. Bulunduğum odayı anlasınlar diye oda pencerelerinden yere yakın olanı açık bırakacağımı söyledim. Saat 18.00 sıralarında Yıldırım Güvenç ile birlikte Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan bir ekip geldi, beni aldılar. Bu esnada Akın Öztürk yalvararak ‘Ben de sizinle geleyim’ dedi. 4 araçla Akıncı Üssü’nden ayrıldık, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Akın Öztürk ile havacı general arkadaşları bıraktık.”

Hürriyet Gazetesi

Reklam
Yorum yapmak için tıkla

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye

Genelkurmay Başkanı Akar: Çocuk sesi için 15 gün bekledik

YÖK’te üniversite rektörlerine konferans veren Akar, Mehmetçiğin sivil hassasiyetine dikkat çekti.

MedyaKafa

Tarih:

|

Yayınlayan:

YÖK’te üniversite rektörlerine konferans veren Akar, Mehmetçiğin sivil hassasiyetine dikkat çekti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Konferans Salonu’nda, Türkiye’deki 185 üniversitenin rektörü ile konuyla ilgili akademisyenlere, “Türkiye ve Dünya Güvenlik Politikaları ve Eğitim” konulu konferans verdi. Türkiye’nin terörden çok çektiğini dile getien Orgeneral Akar, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının meskûn mahaldeki operasyonlarında çok değişik anlar yaşandığını, Mehmetçiğin kalbinin ne kadar temiz ve ne kadar iyi niyetli olduğunun çok önemli göstergelerinin bulunduğunu aktardı. Operasyonlardan fotoğraflar paylaşan Akar, “Operasyonları belki 15 gün önce bitirebilirdik, belki bir ay önce bitirebilirdik, Afrin, il ve ilçeler dâhil. Bir çocuk sesinden dolayı Sur operasyonu 15 gün ötelendi” diye konuştu. Bir uzman çavuşun Sur’daki bölük komutanına “Bir çocuk sesi duydum, burada bir aile olabilir” dediğini aktaran Akar, o sırada ateş edip orayı bir anda tahrip etmenin mümkün olduğunu ancak çocuk olabilir endişesi ile çok ince, çok sabırlı bir çalışma yürütüldüğünü anlattı.

ÖLÜRSEK ŞEHİT, KALIRSAK GAZİ
Yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadeleyi aralıksız sürdürdüklerini dile getiren Akar “En son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar bu iş olacak’ diyoruz. Ölürsek şehit, kalırsak gazi, bunun sonu yok. Bunu bütün arkadaşlarımız içselleştirdi. Bir bütün halinde bu mücadele sürüyor. İnşallah bunu başarılı bir şekilde sonuçlandıracağız” diye konuştu.

O TÜNELLER DEVLET İŞİ
Akar, Afrin’de terör örgütlerinin koruganları, hendekleri ve yer altındaki inşalarına da vurgu yaparak, “Bu koruganlar teröristlerin yapacağı iş değil. Bir devlet aklı olmadan, bir mühendislik hizmeti olmadan, bir projelendirme olmadan bunların tek başlarına böyle bir şey yapmalarının imkân ve ihtimali yok” ifadelerini kullandı. Harekât sırasında teröristlerin “sivil kıyafet” giydiklerine de tanık olunduğunu belirten Akar, “Sivil kayıpların yaşanmaması için çok büyük dikkat gösterdik. Ayrıca Afrin’in boşaltılması sırasında da bazı teröristlerin çıkıyor olabilme ihtimaline karşı sivilleri vurmamak adına bir harekâtı yönettik” dedi.

Türkiye Gazetesi

Okumaya Devam Et

Türkiye

Türkiye’nin Kalbi İçin Yer Altına Üs! Yeri Gizli Tutulacak…

Ankara’ya ‘çok gizli’ bir merkez kuruluyor.

MedyaKafa

Tarih:

|

Yayınlayan:

Ankara’ya ‘çok gizli’ bir merkez kuruluyor. Kamunun stratejik kurumlarındaki veriler Ankara’da yer altında kurulacak gizli tesiste depolanacak. Ulusal Kamu Entegre Veri Merkezi hiçbir saldırıdan etkilenmeyecek.

Türkiye, savaş, doğal afet, siber saldırı gibi olağanüstü koşullarda dahi, kamu kurumları arasında ulusal veri akışının ve iletişimin kesintiye uğramadan ve susmadan çalışmasını sağlayacak, yüksek güvenlikli stratejik merkez oluşturulması için harekete geçti. Ankara’da inşa edilecek olan “Ulusal Kamu Entegre Veri Merkezi” Projesi, kritik devlet kurumlarında bulunan hayati öneme sahip ulusal verilerin yedeklenerek korunmasını sağlayacak.

308 BİN DÖNÜME KURULACAK

Akşam’dan Miray Çimen’in haberine göre; Nükleer ve elektromanyetik saldırılarda dahi etkilenmeyecek olan merkez, dört ayrı bölümden oluşacak. Bu bölümlerden “Zone-1” olarak adlandırılan birim, yer altına gömülerek inşa edilecek. Ankara’da 308 bin dönümlük bir alanda kurulacak olan stratejik merkez, olası nükleer, kimyasal, biyolojik ve elektromanyetik saldırılar halinde, savunma sistemini devreye sokarak kendisini dışarıya kapatacak.

ÇALIŞAN İÇİN YAŞAM ALANI

“Zone-1” merkezindeki personel dışarı ile irtibat kesilse dahi, herhangi bir desteğe ihtiyaç duymadan aylarca görev yapabilecek. Bu kapsamda, yaşam alanlarından, sağlık birimlerine, su tanklarından, gıda depolarına kadar yaşamsal ihtiyaçlar ve alanlar oluşturulacak.

ANA MERKEZ ANKARA

Kamuda yeni bir network ağı geliştirdiklerini ifade eden Kılıç, “Bütün kamu kuruluşlarındaki verileri süreç içinde bu tesise taşıyacağız. Türkiye’nin iki farklı coğrafyasında yedekli bir yapı oluşturmayı planlıyoruz” diyerek şunları söyledi: Veri merkezlerini yapmanın bazı kriterleri var. Ana yola, yaşam alanlarına belli bir mesafede olması gerekiyor. Fiber altyapı güzergahında olması gerekiyor. Bu kriterlere göre Ankara’da 308 bin dönümlük bir yer tahsisini yaptık.

YERLEŞİME İZİN YOK

Projenin gerçekleştirileceği yer ve çevresi, “güvenli alan” ilan edilecek, bölgede konut ve yerleşim alanlarının inşasına izin verilmeyecek.

YERİ GİZLİ TUTULACAK

Haberleşme Genel Müdürü Kılıç, stratejik merkezin kurulacağı alınan netlik kazandığını, ancak ulusal güvenlik nedeniyle yerinin gizli tutulacağını söyledi.

Proje hakkında bilgi veren Haberleşme Genel Müdürü Ensar Kılıç şunları kaydetti: Bütün ülkeler için bilgi çok kıymetli bir hazine. Stratejik öneme sahip kamu kurum ve kuruluşlarındaki verilerin ve bu verilere ilişkin iletişim ağının, uluslararası standartlarda bir merkezde korunması gerekiyor.

EN KRİTİK TESİS

Bu proje bilgilerin, nükleer, elektromanyetik veya siber saldırılara karşı yüksek güvenlikli merkezde barındırılması ve kesintisiz veri akışının yapılmasını sağlayacak. Koordinatları gizli tutulacak. Burası Türkiye’nin en kritik tesisi olacak. Nükleer, elektromanyetik saldırılar dahil sistemlerin susmadan, kesintiye uğramadan devam edeceği bir tesis planlıyoruz. Yer tahsisi yaptık. Teknolojisini belirledik. 15 bin metrekare bir beyaz alan. Sanal masa üstünden direk veri merkezine erişip çalışabilecek. Ciddi bir donanım israfından kurtulmuş olacağız.

ZONE-1’E NÜKLEER SALDIRI BİLE İŞLEMEYECEK!

Tesis 4 bölümden oluşacak. Projede ‘Zone-1’ olarak adlandırılan bölüm, yer altına gömülerek inşa edilecek. Bu bölüm, nükleer, elektromanyetik, kimyasal veya biyolojik saldırılarda dahi kesintisiz çalışacak. Olası saldırıda bu bölüm, savunma mekanizmasını devreye sokarak kendisini dışarıya kapatacak. ‘Zone-1’de her türlü yaşam alanı, depo ve sağlık ünitesi oluşturulacak.

2 AYRI NOKTADA YEDEKLENECEK

Yedek olacak veri merkezleri hakkında da bilgi veren Kılıç, “Özel sektörün var olan yerlerinden hizmet almayı planlıyoruz” dedi.

4 İDN DAHA KURULACAK

İnternet Değişim Noktaları ilk etapta 1 tane Ankara, tane İstanbul’da olmak üzere 2 İDN kuracağız. Birinci aşamada kaynağı yurt içinde olan trafiğin yine yurt içinde sonlanması. İkinci aşamada yurt dışına çıkışın da İDN’den çıkmasını sağlamak olacak. Daha sonra 4 İDN daha kurulacak. Güneydoğu’ya doğru Orta Asya’ya çıkmak için 1 tane kuracağız. Doğu’ya doğru Kafkaslar’a doğru koyacağız. Bir tane belki Akdeniz’den Kıbrıs olur.

Hürriyet Gazetesi

Okumaya Devam Et

Türkiye

PKK’nın Sincar Yalanı

PKK, TSK’nın muhtemel Sincar operasyonunu durdurmak için bölgeyi terk ettikleri yalanını ortaya attı.

MedyaKafa

Tarih:

|

Yayınlayan:

PKK, TSK’nın muhtemel Sincar operasyonunu durdurmak için bölgeyi terk ettikleri yalanını ortaya attı.
Mehmetçik ve Özgür Suriye Ordusu tarafından bozguna uğrayan, operasyonun son ayağında Afrin’deki silahlarını bırakıp kaçmak zorunda kalan PKK, şimdi de Sincar derdine düştü. Terör örgütü, TSK’nın “İkinci Kandil” diye nitelendirilen Sincar’a operasyonu gündeme gelince kıvranmaya başladı.
Bölgeden çekildiğini duyuran örgüt, bir de yazılı açıklama yaptı. “KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 3 Ağustos 2014 koşullarının ortadan kalktığı, Ezidilerin artık örgütlü bir toplum olduğu, Şengal ve çevresinde güvenliğin sağlandığı” belirtilerek bölgeyi boşalttıklarını açıkladı.
Ancak istihbarat kaynakları terör örgütünün oyunu deşifre etti.

PKK, Afrin’de YPG adıyla adı altında kurduğu yapılanmayı, Sincar’da YBŞ adıyla oluşturdu.
Kandil’den gelen yüzlerce terörist önce yerel halktan zorla askere alımlar yaptı, sonra bunlara silahlı eğitim verdi. YBŞ içinde de komutan seviyesinde PKK’lıları görevlendirdi.
PKK’nın bu çıkışının asıl sebebi Türkiye’nin Afrin’e müdahale ettiği gibi Sincar’a da benzer bir operasyonun önüne geçmek.
Yabancı kamuoyu baskısı oluşturmak bir kaç kare fotoğraf ve demeç verilerek, PKK’nın Sincar’da varlığının kalmadığı, YBŞ’nin de, kendilerini DEAŞ’tan korumaya çalışan Ezidilerden oluşan yerel bir güç olduğu havası verilmeye çalışıldı .

Türkiye Gazetesi

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar