Connect with us

Ekonomi

Tekirdağ’da hayvancılığa büyük destek!

MedyaKafa

Published

on

Et ve süt fiyatlarının artan maliyetler nedeniyle her geçen gün yükseldiği bir ortamda Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi hayata geçirdiği Türkiye’nin en büyük Mera İyileştirme ve Yönetimi Projesiyle hayvancılığı daha cazip hale getiriyor.

Et ve süt fiyatlarının artan maliyetler nedeniyle her geçen gün yükseldiği bir ortamda Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi hayata geçirdiği Türkiye’nin en büyük Mera İyileştirme ve Yönetimi Projesiyle hayvancılığı daha cazip hale getiriyor.

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin beş temel vizyonundan biri olan tarım vizyonu kapsamında, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın öncülüğünde Mera İyileştirme ve Yönetimi Projesi başarıyla devam ediyor.

Ağır ve uzun süreli otlatma nedeniyle bitki örtüsü ileri derecede tahrip olan, vasfını kaybettiği için yeterli düzeyde verim alınamayan çayır ve meralarda ot verimini arttırmak amacıyla Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından 2015 yılında Mera Islahı Projesi hayata geçirildi. Dört yıl içerisinde 9 ilçe ve 96 mahallede toplam 103 bin dönüm alan kompoze gübre uygulaması yapılarak ıslah edildi. Dönüm başına 50 kilogram olan ot verimi 150’şer kilogram artışla 200 kilograma çıkartıldı. Proje uygulama süresince 30.900 ton kaba yem elde edildi. Bu sayede besicilerin girdi maliyetleri önemli ölçüde azaldı.

Mera İyileştirme ve Yönetimi Projesiyle 96 mahallede gerçekleştirilen eğitim ve bilgilendirme çalışmaları sonucunda besiciler, otlama kapasitesinin aşılmaması ve belli dönemlerde otlama yasağına uyulması konusunda bilinçlendirildi. Öte yandan hayvan sayısı mera büyüklüğüne göre az olan mahallelerde, uygun alanlarda otların biçilip kurutularak balya haline getirilmesi sağlandı. Ot balyaları cüzi kârlar ile mera yönetim birlikleri tarafından o mahalledeki besicilere satılmaya başlandı.

Proje kapsamında ot veriminin artırılmasının yanı sıra 53.136 metrekare mera alanında 2.586 adet akasya fidanı dikilerek 70 adet gölgelik küme oluşturuldu.

Bu sayede hayvanların en büyük stres kaynağı olan güneşin kavurucu ışınlarına karşı korunma ihtiyacı karşılandı ve bünyelerindeki su kaybı azaltılarak enerjilerini et ve süte aktarabilmeleri sağlandı.
Ayrıca hayvanların su ihtiyacını karşılamak ihtiyacıyla 117 mahallede 159 adet sıvat, 50 mahallede 63 gölet yapıldı.

Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, “Hayvancılığın uzun yıllardır ihmal edilmesi, teşviklerin yetersiz olması, çiftçi ve besicilerimizin girdi maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle son yıllarda et ve süt ürünlerinde yüksek fiyat artışı gerçekleşti. Tekirdağ, güçlü sanayisinin yanı sıra Türkiye ortalamasının çok üzerinde verimlilik düzeyinde topraklara sahip. Bu potansiyeli değerlendirebilmek adına Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak Kırsal Kalkınmayı Destekleme Projemizi gerçekleştirdik. Mera İyileştirme ve Yönetimi Projemiz de kırsal kalkınmayla ilgili çalışmalarımızın önemli aşamasını temsil ediyor. Bu projeyle besicilerimizin girdi maliyetlerinin önemli ölçüde azalmasını, et ve süt üretiminin artmasını sağladık. Üretimde kâr oranı arttıkça hayvancılık daha cazip hale geldi. Üretim makinelerinin kurulumu devam eden Malkara Çavuşköy Et Kombinamızı faaliyete geçirdikten sonra sadece Tekirdağ’da değil, tüm Trakya’da besicilik çok daha cazip hale gelecek. Çiftçilerimize ve besicilerimize yönelik desteğimiz bundan sonra da devam edecek,” dedi.

Advertisement
Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Ekonomi

Osmanlı torunu MİSİAD’da!

MedyaKafa

Published

on

Abdülhamit Han’ın 4. kuşaktan torunu olan Nurhan Osmanoğlu MİSİAD’ın Marmara bölge kadın kolları başkanlığı görevine getirilirken diğer önemli biri isim olan Muhammed Osmanoğlu’da İstanbul il Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi mazbatalarını misiad genel merkezinde Genel Başkan Feridun Öncel beyin elinden  aldılar. Marmara Bölge başkanı  Kadir Yücelbaş da Mazbata töreninde hazır bulundu.
Genel başkan Feridun Öncel yaptığı açıklamada: “Böylesine güzel ve değerli dostlarımızın Ailemize katılmaları bizleri çok mutlu etmiştir. Kendilerine çok teşekkür eder,  ailemize hoş geldiniz diyorum.”dedi. MİSİAD Marmara bölge başkanı Kadir Yücelbaş DA çok kıymetli insan olan Nurhan Hanımla beraber çalışacağım için çok mutlu olacağımı belirtmek isterim MİSİAD ailesine hayırlı olsun diyorum. ifadesinde bulundu.

NURHAN OSMANOĞLU KİMDİR?
Osmanlı Hanedan aile reisimiz şehzade Harun Osmanoğlu 3 çoçuğu var, 2 şehzade. Büyük şehzade Orhan Osmanoğlu ve küçük şehzade Abdulhamid kayıhan Osmanoğlu. 1 sultanımız var Nurhan Osmanoğlu
Osmanlı hanedanının hayattaki 24 şehzadesinden biri olan Harun Osmanoğlu 22 Ocak 1932 Şam doğumlu. Babası Mehmed Abdülkerim Efendi, Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın en büyük oğlu olan Mehmed Selim Efendi’nin tek oğludur. 1924’de Osmanlı hanedan üyelerinin yurt dışına çıkarılması sırasında Beyrut’a gitmişlerdi. Mehmed Abdülkerim Efendi, Şam’da evlenip 1930 ve 1932 doğumlu iki çocuğunu küçük yaşta yetim bırakarak 1935’te hayatını kaybetti.

Continue Reading

Ekonomi

Organik Tarım Nedir ?

MedyaKafa Basın

Published

on

Organik tarımın nasıl bir tarım modeli olduğunu Uluslar arası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) normlarına dayanarak şöyle açıklayabiliriz: Sentetik kimyasallar kullanmadan; hastalık ve zararlılarla mücadelede biyolojik, biyoteknik ve mekanik savaş yöntemleri kullanarak; toprak verimliliği için sadece doğal maddeleri kullanarak, bunların kullanımını da minimumda tutarak doğal kaynakların tükenmelerine yol açmadan yapılan bir tarımsal üretim biçimidir.
Üretilen ürünlerin işlenmeleri ve pazarlanmalarında da yine aynı ana fikir korunarak, katkı maddeleri kullanılmaması; çevre ile uyumlu ambalaj malzemeleri ve yöntemlerin seçilmeleri; üretim, işleme ve pazarlama sürecinde insan ve hayvan hakları ve refahının gözetilmesi de organik tarımın ilkeleri arasındadır.

DÜNYADA ORGANİK TARIM FİKRİNİN DOĞUŞU VE GELİŞMESİ

20. yüzyılın başlarında çevreyi koruma, toprak ve su gibi doğal kaynakları tahrip etmeden gelecek kuşaklara kullanılabilir durumda intikal ettirme felsefesi oluşmaya başlamıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında, sentetik kimyasalların gübre ve zirai mücadele ilaçları olarak kullanılmasındaki baş döndürücü artış karşısında, organik tarım eğilimi artmıştır.
Organik tarım, yeni bir üretim sistemi olarak algılanmakta ise de, aslında bu sistem yeni bir sistem değildir. Dünyada tarımın başladığı ilk zamanlardan başlayarak, kimyasal gübrelerin ve pestisitlerin yoğun bir şekilde kullanıldığı ikinci dünya savaşı sonrasına kadar olan zaman aralığındaki uygulamalar, esasen organik tarım niteliğindedir. Şu halde, organik tarım, aslında dünya üzerindeki en eski tarım modelidir. Ancak bu model, son yarım yüzyıl içinde yaşanan teknolojik gelişimin tarım tekniklerine getirdiği yeniliklerin yoğun kullanımı sonucunda ortaya çıkan doğal kaynakların aşınması ve tarım ürünlerindeki sentetik ilaç ve gübre kalıntılarının insan ve hayvan sağlığı için yarattığı tehlikeler karşısında eskiye doğru bir yöneliş olarak yeniden gündeme çıkmış bulunmaktadır.
Organik tarım sektörünün gelişmesi, bu konuda yasal düzenlemelerin yapılması gereğini doğurmuş ve ülkeler organik tarım ürünlerinin üretim, işleme ve pazarlamalarını düzenleyen organik tarım yasaları çıkarmışlardır. Bu yasalarda organik tarımın nasıl yapılacağı ve organik ürünlerin nasıl işleneceği ve nasıl pazarlanacağı hükme bağlanmıştır. Organik tarım yasa ve yönetmelikleri hazırlanırken, tarımsal faaliyet sürecinde çevrenin korunması ve toprak kaynaklarının gelecek kuşaklara temiz ve verimlilik özelliklerini koruyacak bir biçimde bırakılması da önemle gözetilmiştir. Böylece organik tarım, aynı zamanda iyi bir sürdürülebilir tarım modelidir.

DÜNYADA ORGANİK TARIM

Dünyada organik tarım hızlı gelişim içerisindedir. 2007 yılı itibariyle

  • 120 ülkede organik tarım yapılıyor
  • Toplam 634 000 çiftçi 310 milyon dönüm arazide organik tarım yapıyor
  • Gerek çiftçi sayısı gerekse organik tarım yapılan alan giderek büyüyor
  • 80′li yıllardan bu yana organik ürün pazarı yılda %15-20 büyüyor

Dünya organik ürün ticareti 40 milyar $ civarında

TÜRKİYEDE ORGANİK TARIMIN GELİŞİMİ

Ülkemizde organik üretim ilk olarak 1980′li yıllarda, Türkiye’den ithalat yapan Avrupa firmalarının organik ürün talebiyle başlamıştır 1991 yılında Avrupa Topluluğunda ekolojik tarım faaliyetleri çerçevesinde, bitkisel ürünlerin üretimi ve pazarlanmasını düzenleyen bir yönetmeliğin kabul edilmesinden sonra, 1992 yılında bu yönetmeliğe bir ek çıkarılarak, Avrupa Topluluğuna ekolojik ürün satacak ülkelerin uymaları gereken kurallar açıklanmış ve ihracatçı ülkelerin kendi mevzuatlarını da buna göre düzenlemeleri istenmiştir.

Ti-na Global

+90-312-2840056 [email protected]

Continue Reading

Ekonomi

Türkiye platform ekonomisiyle başarı hikayesi yazabilir

MedyaKafa Basın

Published

on

  • Dünya ekonomisinde ABD kaynaklı belirsizlik her geçen gün artarken zaman zaman döviz atakları nedeniyle kırılganlaşan Türkiye’nin asıl başarıyı platform ekonomisinde yakalayabileceği belirtildi.
  • Euler Hermes Makroekonomik Araştırmalar Direktörü Alexis Garatti: “Türkiye, bölgeselleşme ve dijitalleşmenin gücünü arkasına alarak kendi başarı hikayesini yazabilir” dedi.

İSTANBUL – 11 Kasım 2018 – Dünyanın lider alacak sigortası şirketi Euler Hermes’in Makroekonomik Araştırmalar Direktörü Alexis Garatti, ABD Merkez Bankası’nın 2019 yılında iki faiz artırımına daha gidebileceğini, bunun de gelişmekte olan ülkelerden ek sermaye çıkışlarına neden olabileceğini söyledi. Garatti, Türkiye’nin hızlı sermaye çıkışlarından en az şekilde etkilenmesinin ise platform ekonomisi ile mümkün olabileceğini belirtti. Garatti’ye göre Türkiye, bölgeselleşme ve dijitalleşmenin gücünü arkasına alarak kendi başarı hikayesini yazabilecek konumda.

ABD’nin uyguladığı gümrük vergileri ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ticaret savaşlarının gelişmekte olan ülkelerdeki etkilerine değinen Garatti şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye ve Arjantin FED’in faiz artışından ve sermaye akışlarının gelişmiş ülkelere geri dönmesinden olumsuz etkilense de Güney Afrika, Brezilya ve Rusya da bu trend değişikliğinden payını alabilir. Bununla birlikte ticarette bölgeselleşme kaynaklı yeni bir model görüyoruz ve Türkiye konumu sebebiyle önemli bir avantaja sahip. Çin ile başlayan ticaret savaşlarının ardından tüm dünya yeni ticaret yollarını araştırıyor ve bölgeler, ülkeler kendi aralarında inisiyatifler alarak yeni ticaret anlaşmaları için müzakerelere başladılar. Türkiye; Avrupa, Asya ve Afrika blokları arasındaki ticaret akışı için kritik önem taşıyor.”

Şeffaflık ve inovasyonun önemi artıyor

Türkiye’nin ticaretteki potansiyel avantajlarına dikkat çeken Garatti, “Yüksek fonlama gerektirmeyen, özellikle KOBİ’lerin ihracata özendirilmesiyle yaratılacak yeni dış projeler ve politikalarla nakit akışı sağlanabilir. Uzun vadeli bir bakış açısı ile platform ekonomisi yaratılarak Türkiye’de ticaret kaynaklı bir başarı hikayesi yazabilir. Bölgeselleşme, e-ticaret yani ekonominin dijitalleşmesi, yeni limanların açılması ve diğer lojistik projelerle aracılık koşulları elverişli hale getirilebilir. Türkiye jeopolitik konumunu değerlendirerek ekonomide şeffaflığı ve inovasyonu ön plana çıkarırsa ticarette avantajlı konuma geçebilir.” dedi.

Türkiye’de ihracat yapan şirketlerin durumunu değerlendiren Euler Hermes Türkiye CEO’su Özlem Özüner, “Ulusal para biriminde çalkantılar yaşanması ticarette dalgalanmalara yol açsa da Türkiye’deki şirketlerin yurt dışı pazarlara yöneldiğini ve güvenli ihracat için yeni yöntemler aradığını görüyoruz. Özellikle alacak sigortası gibi alacakların tahsil edilmeme riskini yönetmek adına sigortalılara teminat ve tazminat hizmeti sunan hizmetler şirketlerin küresel rekabette öne çıkabilmeleri için çözüm ve fırsat oluşturuyor. Son dönemde Euler Hermes Türkiye olarak aldığımız talepler de şirketlerin bu yönde eğilimi olduğunu bize gösteriyor.” dedi.

6 Kasım 2018 tarihinde gerçekleşecek ABD ara seçimleri ve ülkenin değişken politikalarına rağmen dünyadaki büyümenin 2018 ve 2019 yıllarında dirençli olacağını belirten Garatti, ABD’nin makro seviyede büyük bir girdabın merkezinde olduğuna dikkat çekti. Garatti: “ABD’nin uyguladığı mali ve ticari politikalar, likiditenin yüksek olduğu bir ekonomi yaratırken ülkeyi küresel likiditeyi çeken bir girdabın merkezine yerleştiriyor. Euro Bölgesi, Çin ve Japonya likidite şokları ve ticaretteki belirsizlikten daha yavaş büyüyerek daha istikrarlı durabilirken gelişmekte olan ülkeler girdabın çalkantılı kısmında yer alıyor. Kürsel büyümenin 2018 için yüzde 3,2, 2019 için yüzde 3,1 olmasını bekliyoruz.” dedi.

“2019 yılında FED’den iki faiz artışı bekliyoruz”

Alexis Garatti, düşük faiz oranları sebebiyle 2012-2016 yılları arasında ABD’den çıkan milyarlarca dolarlık sermayeyle birlikte ülke ekonomisinin açık vermesi ve aşırı ısınmasını kaçınılmaz olarak değerlendirirken “ABD’deki faizler artmaya devam ederken sermaye akımları da geri dönecek. Öte yandan bütçe açığının hızla artmasından dolayı artan fonlama ihtiyacın nedeniyle ülkenin borç miktarı dünyanın kalan borcuyla rekabete girdi ve FED’in çok yüksek faiz vermesini beraberinde getirdi. 2019 yılı için 2 faiz artışı daha bekliyoruz.” dedi.

Continue Reading

Öne Çıkanlar