Connect with us

Ekonomi

Organik Tarım Nedir ?

MedyaKafa Basın

Published

on

Organik tarımın nasıl bir tarım modeli olduğunu Uluslar arası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) normlarına dayanarak şöyle açıklayabiliriz: Sentetik kimyasallar kullanmadan; hastalık ve zararlılarla mücadelede biyolojik, biyoteknik ve mekanik savaş yöntemleri kullanarak; toprak verimliliği için sadece doğal maddeleri kullanarak, bunların kullanımını da minimumda tutarak doğal kaynakların tükenmelerine yol açmadan yapılan bir tarımsal üretim biçimidir.
Üretilen ürünlerin işlenmeleri ve pazarlanmalarında da yine aynı ana fikir korunarak, katkı maddeleri kullanılmaması; çevre ile uyumlu ambalaj malzemeleri ve yöntemlerin seçilmeleri; üretim, işleme ve pazarlama sürecinde insan ve hayvan hakları ve refahının gözetilmesi de organik tarımın ilkeleri arasındadır.

DÜNYADA ORGANİK TARIM FİKRİNİN DOĞUŞU VE GELİŞMESİ

20. yüzyılın başlarında çevreyi koruma, toprak ve su gibi doğal kaynakları tahrip etmeden gelecek kuşaklara kullanılabilir durumda intikal ettirme felsefesi oluşmaya başlamıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında, sentetik kimyasalların gübre ve zirai mücadele ilaçları olarak kullanılmasındaki baş döndürücü artış karşısında, organik tarım eğilimi artmıştır.
Organik tarım, yeni bir üretim sistemi olarak algılanmakta ise de, aslında bu sistem yeni bir sistem değildir. Dünyada tarımın başladığı ilk zamanlardan başlayarak, kimyasal gübrelerin ve pestisitlerin yoğun bir şekilde kullanıldığı ikinci dünya savaşı sonrasına kadar olan zaman aralığındaki uygulamalar, esasen organik tarım niteliğindedir. Şu halde, organik tarım, aslında dünya üzerindeki en eski tarım modelidir. Ancak bu model, son yarım yüzyıl içinde yaşanan teknolojik gelişimin tarım tekniklerine getirdiği yeniliklerin yoğun kullanımı sonucunda ortaya çıkan doğal kaynakların aşınması ve tarım ürünlerindeki sentetik ilaç ve gübre kalıntılarının insan ve hayvan sağlığı için yarattığı tehlikeler karşısında eskiye doğru bir yöneliş olarak yeniden gündeme çıkmış bulunmaktadır.
Organik tarım sektörünün gelişmesi, bu konuda yasal düzenlemelerin yapılması gereğini doğurmuş ve ülkeler organik tarım ürünlerinin üretim, işleme ve pazarlamalarını düzenleyen organik tarım yasaları çıkarmışlardır. Bu yasalarda organik tarımın nasıl yapılacağı ve organik ürünlerin nasıl işleneceği ve nasıl pazarlanacağı hükme bağlanmıştır. Organik tarım yasa ve yönetmelikleri hazırlanırken, tarımsal faaliyet sürecinde çevrenin korunması ve toprak kaynaklarının gelecek kuşaklara temiz ve verimlilik özelliklerini koruyacak bir biçimde bırakılması da önemle gözetilmiştir. Böylece organik tarım, aynı zamanda iyi bir sürdürülebilir tarım modelidir.

DÜNYADA ORGANİK TARIM

Dünyada organik tarım hızlı gelişim içerisindedir. 2007 yılı itibariyle

  • 120 ülkede organik tarım yapılıyor
  • Toplam 634 000 çiftçi 310 milyon dönüm arazide organik tarım yapıyor
  • Gerek çiftçi sayısı gerekse organik tarım yapılan alan giderek büyüyor
  • 80′li yıllardan bu yana organik ürün pazarı yılda %15-20 büyüyor

Dünya organik ürün ticareti 40 milyar $ civarında

TÜRKİYEDE ORGANİK TARIMIN GELİŞİMİ

Ülkemizde organik üretim ilk olarak 1980′li yıllarda, Türkiye’den ithalat yapan Avrupa firmalarının organik ürün talebiyle başlamıştır 1991 yılında Avrupa Topluluğunda ekolojik tarım faaliyetleri çerçevesinde, bitkisel ürünlerin üretimi ve pazarlanmasını düzenleyen bir yönetmeliğin kabul edilmesinden sonra, 1992 yılında bu yönetmeliğe bir ek çıkarılarak, Avrupa Topluluğuna ekolojik ürün satacak ülkelerin uymaları gereken kurallar açıklanmış ve ihracatçı ülkelerin kendi mevzuatlarını da buna göre düzenlemeleri istenmiştir.

Ti-na Global

+90-312-2840056 [email protected]

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

Türkiye platform ekonomisiyle başarı hikayesi yazabilir

MedyaKafa Basın

Published

on

  • Dünya ekonomisinde ABD kaynaklı belirsizlik her geçen gün artarken zaman zaman döviz atakları nedeniyle kırılganlaşan Türkiye’nin asıl başarıyı platform ekonomisinde yakalayabileceği belirtildi.
  • Euler Hermes Makroekonomik Araştırmalar Direktörü Alexis Garatti: “Türkiye, bölgeselleşme ve dijitalleşmenin gücünü arkasına alarak kendi başarı hikayesini yazabilir” dedi.

İSTANBUL – 11 Kasım 2018 – Dünyanın lider alacak sigortası şirketi Euler Hermes’in Makroekonomik Araştırmalar Direktörü Alexis Garatti, ABD Merkez Bankası’nın 2019 yılında iki faiz artırımına daha gidebileceğini, bunun de gelişmekte olan ülkelerden ek sermaye çıkışlarına neden olabileceğini söyledi. Garatti, Türkiye’nin hızlı sermaye çıkışlarından en az şekilde etkilenmesinin ise platform ekonomisi ile mümkün olabileceğini belirtti. Garatti’ye göre Türkiye, bölgeselleşme ve dijitalleşmenin gücünü arkasına alarak kendi başarı hikayesini yazabilecek konumda.

ABD’nin uyguladığı gümrük vergileri ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ticaret savaşlarının gelişmekte olan ülkelerdeki etkilerine değinen Garatti şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye ve Arjantin FED’in faiz artışından ve sermaye akışlarının gelişmiş ülkelere geri dönmesinden olumsuz etkilense de Güney Afrika, Brezilya ve Rusya da bu trend değişikliğinden payını alabilir. Bununla birlikte ticarette bölgeselleşme kaynaklı yeni bir model görüyoruz ve Türkiye konumu sebebiyle önemli bir avantaja sahip. Çin ile başlayan ticaret savaşlarının ardından tüm dünya yeni ticaret yollarını araştırıyor ve bölgeler, ülkeler kendi aralarında inisiyatifler alarak yeni ticaret anlaşmaları için müzakerelere başladılar. Türkiye; Avrupa, Asya ve Afrika blokları arasındaki ticaret akışı için kritik önem taşıyor.”

Şeffaflık ve inovasyonun önemi artıyor

Türkiye’nin ticaretteki potansiyel avantajlarına dikkat çeken Garatti, “Yüksek fonlama gerektirmeyen, özellikle KOBİ’lerin ihracata özendirilmesiyle yaratılacak yeni dış projeler ve politikalarla nakit akışı sağlanabilir. Uzun vadeli bir bakış açısı ile platform ekonomisi yaratılarak Türkiye’de ticaret kaynaklı bir başarı hikayesi yazabilir. Bölgeselleşme, e-ticaret yani ekonominin dijitalleşmesi, yeni limanların açılması ve diğer lojistik projelerle aracılık koşulları elverişli hale getirilebilir. Türkiye jeopolitik konumunu değerlendirerek ekonomide şeffaflığı ve inovasyonu ön plana çıkarırsa ticarette avantajlı konuma geçebilir.” dedi.

Türkiye’de ihracat yapan şirketlerin durumunu değerlendiren Euler Hermes Türkiye CEO’su Özlem Özüner, “Ulusal para biriminde çalkantılar yaşanması ticarette dalgalanmalara yol açsa da Türkiye’deki şirketlerin yurt dışı pazarlara yöneldiğini ve güvenli ihracat için yeni yöntemler aradığını görüyoruz. Özellikle alacak sigortası gibi alacakların tahsil edilmeme riskini yönetmek adına sigortalılara teminat ve tazminat hizmeti sunan hizmetler şirketlerin küresel rekabette öne çıkabilmeleri için çözüm ve fırsat oluşturuyor. Son dönemde Euler Hermes Türkiye olarak aldığımız talepler de şirketlerin bu yönde eğilimi olduğunu bize gösteriyor.” dedi.

6 Kasım 2018 tarihinde gerçekleşecek ABD ara seçimleri ve ülkenin değişken politikalarına rağmen dünyadaki büyümenin 2018 ve 2019 yıllarında dirençli olacağını belirten Garatti, ABD’nin makro seviyede büyük bir girdabın merkezinde olduğuna dikkat çekti. Garatti: “ABD’nin uyguladığı mali ve ticari politikalar, likiditenin yüksek olduğu bir ekonomi yaratırken ülkeyi küresel likiditeyi çeken bir girdabın merkezine yerleştiriyor. Euro Bölgesi, Çin ve Japonya likidite şokları ve ticaretteki belirsizlikten daha yavaş büyüyerek daha istikrarlı durabilirken gelişmekte olan ülkeler girdabın çalkantılı kısmında yer alıyor. Kürsel büyümenin 2018 için yüzde 3,2, 2019 için yüzde 3,1 olmasını bekliyoruz.” dedi.

“2019 yılında FED’den iki faiz artışı bekliyoruz”

Alexis Garatti, düşük faiz oranları sebebiyle 2012-2016 yılları arasında ABD’den çıkan milyarlarca dolarlık sermayeyle birlikte ülke ekonomisinin açık vermesi ve aşırı ısınmasını kaçınılmaz olarak değerlendirirken “ABD’deki faizler artmaya devam ederken sermaye akımları da geri dönecek. Öte yandan bütçe açığının hızla artmasından dolayı artan fonlama ihtiyacın nedeniyle ülkenin borç miktarı dünyanın kalan borcuyla rekabete girdi ve FED’in çok yüksek faiz vermesini beraberinde getirdi. 2019 yılı için 2 faiz artışı daha bekliyoruz.” dedi.

Continue Reading

Ekonomi

Türkiye’nin 500 büyük şirketi açıklandı!

MedyaKafa Basın

Published

on

Capital Dergisi, bu yıl 21’ncisini hazırladığı Türkiye’nin 500 büyük şirketini ortaya koyan Capital500 araştırmasını ağustos sayısında yayınladı.

Capital Dergisi, bu yıl 21’ncisini hazırladığı Türkiye’nin 500 büyük şirketini ortaya koyan Capital500 araştırmasını ağustos sayısında yayınladı. Hem dünya hem Türkiye için rekor büyüme yılı olan 2017’de Türkiye’nin 500 büyük şirketinin performansı da göz dolduruyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin ciroları nominal olarak yüzde 31,0, reel olarak da yüzde 18,3 büyüdü. Şirketlerin kârı da nominal yüzde 67,1, reelde de yüzde 50,8 arttı. Milyar TL cirolu şirketler kulübü 68 yeni şirketin katılımıyla 302’ye yükseldi. Listenin ilk sırasında 53 milyar 948 milyon 110 bin TL ciroyla Tüpraş yer alıyor. Onu ikinci sırada 39 milyar 779 milyon TL ciroyla THY, üçüncü sırada ise 38 milyar 515 milyon 999 bin TL ciroyla Petrol Ofisi izliyor. Listede en son sırada bulunan 500’üncü Arslan Alüminyum’un cirosu ise 592 milyon 38 bin TL.

CAPITAL500’DE MÜTHİŞATILIM!

2017’de dünya ekonomisi son 6 yılın en yüksek büyüme hızına ulaştı ve yüzde 3,8 oranında büyüdü. Avrupa Birliği ülkelerinde bu büyüme yüzde 2,5 olurken dünyanın son 10 yılda en hızlı gelişen ülkeleri Çin yüzde 6,9, Hindistan yüzde 7,1 ve Endonezya yüzde 5,1’lik bir büyüme kaydetti. Bu konjonktürde Türkiye ise önemli bir büyümeye imza attı. Türkiye ekonomisi, 2017’de kaydettiği yüzde 7,4’lük büyüme oranı ile OECD ülkeleri içinde yüzde 8,4 büyüyen İrlanda’dan sonra en hızlı büyüyen ülke oldu. Dünyadaki büyüme trendinin ülkemize olumlu yansımasının yanı sıra içerde büyümenin en büyük tetikleyicisi olarak Kredi Garanti Fonu uygulaması ve ekonomik faaliyeti desteklemeyi hedefleyen teşvikler öne çıktı.

Bu tabloda özel sektörün aynası Capital500 şirketlerinin performansına gelince…2016 yılında nominal olarak yüzde 10,2 büyüme yaşayan Capital500 şirketlerinin toplam cirosu, 2017 yılında yüzde 31,0 oranında büyüyerek son 10 yılın en ciddi artışını sergiledi. Reel anlamda da 2016’da yüzde 2,3’lük büyüme yaşayan Capital500 cirosu, geçtiğimiz yıl yüzde 18,3’lük büyüme yakaladı. Bu oran da 2011’den itibaren yaşanan en yüksek büyüme oranı.

KÂRLILIK REKOR KIRDI

2017 yılının olumlu finansal sonuçları kârlılıkta da kendini net olarak gösteriyor. Her ne kadar seçim öncesinin belirsizliği, kurlardaki dalgalanmalar, yükselen enflasyon ve girdilerdeki maliyet artışları yıl boyunca şirketlerin gündemlerindeki yerini korusa da en çok kâr konusunda hassas olan şirketler, bu yaklaşımlarının meyvelerini topladı.

2016 yılında Capital500’de nominal olarak kârlılık yüzde 11 oranında artış kaydederken, 2017’de bu artış yüzde 67,1’e çıktı. Bu son 10 yılı baz aldığımızda da en yüksek artış.

Reele baktığımızda aynı artışı görmek mümkün. 2016’da reelde yüzde 2,7 oranında yükselen Capital500 şirketlerinin toplam kârı, 2017’de yüzde 50,8 arttı.

Zarar açıklayan şirketlerin sayısında da düşüş dikkat çekiyor. 2016’da 317 şirket kârını açıklarken 2017’de 311 şirket kârını paylaştı. Ancak 2016’da 317 şirketten 56’sı zarar ederken, bu yıl 311 şirketten sadece 34’ü zarar yazdı.

DEVLERİN PAYI DEĞİŞTİ Mİ?

Capital500’ün zirvesinde son 5 yıldır devlerin payı giderek düşüyordu. İlk 10 şirketin toplam cirodan aldığı pay 2009 yılından 2012’ye yüzde 25’de sabitlenmişken devam eden yıllarda 1’er puanlık düşüşle 2016’da yüzde 21’e gerilemişti. 2017 yılında devler cirodan yine yüzde 21 pay alarak listedeki yerlerini korumuş oldu.

2017’da Capital500’ün zirvesinde de bir değişiklik olmadı. Tüpraş yine ciroda en büyük şirket olarak birinciliği bırakmadı. Ancak ikinci ve üçüncü oyuncu yer değiştirdi. 2016 listesinin ikincisi OMV, 2017’de el değiştirince bu kez Petrol Ofisi olarak listede üçüncü olarak kendine yer buldu. Türk Hava Yolları da üçüncülükten ikinciliğe atılım yaptı. Bu değişimle birlikte aslında 5 yıl sonra ilk kez ilk 3 listesindeki oyuncuların yeri değişmiş oldu.

Listenin ilk 10’unda yer alan dev oyuncular arasında geçtiğimiz yıl bir değişim yaşanmazken bu yıl değişim var. 2016 yılında Capital500’de 10’uncu sırada yer alan Turkcell 2017’de 13’üncü sıraya geriledi. Bir önceki yıl 14’üncü sırada yer alan Ereğli Demir Çelik ilk 10’a 9’uncu sıradan giriş yaptı.

Zirvede ağırlığını hissettiren sektör yine enerji oldu. 10 dev oyuncudan 4’ü enerji sektöründe faaliyet gösteriyor.

BARİYERDEKİ YÜKSELİŞ

Capital500 listesine giriş yükselmeye devam ediyor. Listenin 500’üncü şirketi Arslan Alüminyum’un cirosu 592 milyon 38 bin 49 TL. Bu rakamı dolara çevirdiğimizde 162,2 milyon dolarlık bir giriş bariyeri oluşturuyor. 2016 yılında Capital500’e giriş bariyeri 152,9 milyon dolardı.10 yıl öncesiyle bir kıyaslama yaptığımızda ise 2007 yılında Capital500’e girmek için aşılması gereken bariyer 98,3 milyon dolardı.

Bariyer yükselirken listeye yeni giren çok sayıda şirket de oldu. 2016 yılında 68 yeni şirket listeye girerken, 2017 yılında 70 yeni şirket katıldı.Yeni katılan şirketlerin sektörel dağılımına baktığımızda 70 şirketin 14’ü enerji ve petrol, 9’u demir-çelik, 6’sı metal, 5’i gıda ve içecek, 5’i inşaat, 4’ü otomotiv sektöründe yer alıyor. Tekstil ve turizmde 3’er, ağaç-orman, bilişim, kimya, maden ve ulaştırmada 2’şer, ticaret-hizmet, savunma, plastik, perakende, makine, lojistik, kuyum, kağıt-ambalaj, hızlı tüketim, gemi inşaat ve dış ticarette 1’er şirket Capital500’e giriş yaptı.

SEKTÖRLERİN PERFORMANSI

Capital500’de şirket sayısı olarak en çok varlık gösteren sektörlere baktığımızda bu sektörlerin başında 60 şirketle gıda-içecek, 58 şirketle enerji-petrol ve 48 şirketle otomotiv geliyor. Onları demir-çelik, tekstil-konfeksiyon, inşaat ve perakende takip ediyor.

Gelirler açısından yapılan katkıya baktığımızda ise tablo değişiyor. Capital500 cirosuna en büyük katkıyı yapan sektör yüzde 19,4’lük payıyla açık ara enerji-petrol. İkinci sırada yüzde 13,1’lik payla otomotiv geliyor. Bu sektörleri de sırasıyla gıda-içecek, demir-çelik, perakende, inşaat, elektrik-elektronik, ulaştırma, telekom ve tekstil-konfeksiyon takip ediyor.

2016’dan 2017’ye sektörlerin Capital500’e yaptığı katkı sıralamasında kayda değer bir değişiklik olmadı. Son 10 yılı baz alıp bir değerlendirme yaptığımızda da yine ilk 3 sektörün gelirdeki payını değiştirecek çok büyük bir fark dikkat çekmiyor. Ancak bazı sektörlerin payındaki ciddi değişimler Türkiye ekonomisinin son 10 yıllık ekonomik politikalarını ve büyümenin yeni yönünü ortaya koyuyor. Örneğin 2007 yılında Capital500 cirosundaki payı yüzde 3,5 olan inşaat sektörünün payı 2017’de yüzde 6,1’e, perakendenin yüzde 4,9 olan payı, yüzde 7,1’e, ulaştırmanın yüzde 2,3 olan payı yüzde 4,5’e çıkarken, elektik-elektronik sektörünün yüzde 6 olan payı yüzde 4,6’ya, telekomun yüzde 6,8 olan payı yüzde 3,8, tekstil-konfeksiyonun yüzde 4,2 olan payı da yüzde 2’ye geriledi.

TABLO/KUTU

CAPITAL500’DE DİKKAT ÇEKENLER

1.Capital500 ligine 70 yeni şirket katıldı.

2.Giriş bariyeri 152,9 milyon dolardan 162,2 milyon dolara çıktı.

3.Listenin zirvesi ile en altı arasındaki gelir makası daraldı.

4.Zirvedeki ilk 2 oyuncu arasındaki gelir makası açıldı.

5.2017’de “Milyar TL’lik” kulübüne 68 yeni şirket katıldı. 2016’da bu sayı 23’tü.

6.Milyar TL’lik kulübün üye sayısı 234’ten 302’ye yükseldi.

7.2017’de 14 şirket üç haneli büyüdü. 2016’da 9 şirket üç haneli büyümüştü.

8.381 şirket çift haneli büyüme kaydetti. 2016’da 265 şirket çift haneli büyümüştü.

9.500 şirketten 30’u ciroda küçüldü. 2016’da bu sayı 90’dı.

10.500 şirketten 189’u kârını açıklamamayı tercih etti.

11.2017’da kâr bilgisi veren 311 şirketten 34’ü zarar açıkladı.

12.31 şirket 10 milyar TL’nin üzerinde ciro kaydetti. 2016 yılında bu sayı 21’di.

13.15 şirket 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı. 2016’da bu rakam 13’tü.

Continue Reading

Ekonomi

Şişecam Institutional Investor’ın “En İtibarlı Şirketler” listesine girdi

MedyaKafa Basın

Published

on

ŞİŞECAM TOPLULUĞU’NA INSTITUTIONAL INVESTOR’DAN

3 ANLAMLI ÖDÜL

Şişecam Institutional Investor’ın “En İtibarlı Şirketler” listesine girdi

Düzcam, cam ev eşyası, cam ambalaj ve cam elyafı gibi camın tüm temel alanları ile soda ve krom bileşiklerini kapsayan iş kollarında küresel bir oyuncu olan Şişecam Topluluğu’nun mali yönetim, yatırımcı ilişkileri ve kurumsal yönetişime yönelik çalışmaları Institutional Investor tarafından ödüllendirildi. Euromoney’nin sahibi olduğu New York merkezli Institutional Investor’un 328 yatırımcı ve 189 analistin katılımılya EMEA bölgesindeki şirketleri değerlendirmek için düzenlediği “Gelişen EMEA’nın yönetim Ekibi 2018” araştırması sonucunda Şişecam 3 önemli ödül almaya hak kazandı. Sanayi şirketleri arasında “En iyi CFO” ve “En iyi yatırımcı ilişkileri programı” ödüllerini almaya layık görülen Şişecam “En iyi Kurumsal yönetişim” alanında da ikinci oldu.

Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman, “Euromoney, Institutional Investor gibi uluslararası prestije sahip kurumlardanalınan bu değerli ödüller dört ana iş kolunda, 13 ülkede üretim, 150’ye yakın ülkede de satış faaliyeti gösteren Şişecam Topluluğu’nun gerek kurumsal yönetişim, gerekse yatırımcı ilişkileri açısından çok uluslu, çok paydaşlı bir yapıyı büyük bir başarıyla yönettiğini gösteriyor” dedi.

19.07.2018 – Türkiye’nin en köklü kuruluşları arasında yer alan Şişecam Topluluğu, kurumsal yönetişim, mali yönetim ve yatırımcı ilişkilerine yönelik çalışmalarıyla New York merkezli Euromoney Institutional Investor tarafından gerçekleştirilen “EMEA (Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) Yönetim Ekibi 2018” araştırması sonucunda “en itibarlı şirketler” listesine girmeye hak kazandı.

473 kuruluşun yatırımcı ve analistler tarafından değerlendirildiği Institutional Investor anketinde Şişecam Topluluğu 3 ödül birden kazanarak “En itibarlı şirketler” arasına girmeyi başardı. Anket sonuçlarında Şişecam “En iyi CFO” ve “En iyi yatırımcı ilişkileri programı” ödüllerinin sahibi olmaya layık görülürken, ayrıca “En iyi kurumsal yönetişim” alanında da ikinci sanayi şirketi seçildi.

“Düzcam”, “cam ev eşyası”, “cam ambalaj” ve “kimyasallar” olmak üzere dört ana iş kolunda 13 ülkede faaliyet gösteren Şişecam Topluluğu’nun gerek kurumsal yönetişim, gerekse yatırımcı ilişkileri açısından çok uluslu, çok paydaşlı bir yapıyı büyük bir başarıyla yönettiğini dile getiren Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman, “Aldığımız ödüller başarılarımızın somut bir göstergesi. Şişecam Topluluğu’nun tarihsel olarak içselleştirdiği ve ülkedeki en yüksek kurumsal yönetişim derece notlarından birine sahip olmasının da yatırımcılar nezdinde olumlu ayrıştırılması sonucunda“En iyi CFO”, “En iyi yatırımcı ilişkileri programı” ve “En iyi kurumsal yönetişim” ödüllerini almak bizi mutlu etti” dedi.

Kırman “Şişecam’ın aldığı ödüller, Topluluğumuzun uzun vadeli ve değer yaratan sürdürülebilir büyüme yaklaşımının ve bu kapsamda gerçekleştirdiği çalışmaların bir sonucu. Yatırımcılarına her zaman şeffaf ve ulaşılabilir bir yaklaşımla yaklaşan Topluluğumuz, sadece kendisi için değil, tüm paydaşları için değer yaratacak bir yönetim anlayışıyla büyümesini sürdürüyor” diye konuştu.

Şişecam Topluluğu’nun yatırımcı ilişkileri alanında aldığı ödül, konferanslar ve roadshow’lara artan katılımın, analistler ve yatırımcılarla sıklıkla yapılan toplantıların, şeffaf ve proaktif bir anlayışla yürütülen simetrik bilgilendirmelerin sonucunda geldi. Yılda iki kez düzenlediği webcast ve yılda bir kez gerçekleştirdiği analist günü ile yatırımcı ve analistlerin olumlu geribildirimini alan Şişecam Topluluğu paydaşlarıyla arasındaki diyaloğu, sürdürülebilir bir anlayışla iyileştirilme prensibi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir.

Continue Reading

Öne Çıkanlar