Connect with us

Eğitim

Profesyoneller 11.Discover The Intelligence etkinliğinde Stres Yönetimi konusunu KWORKS’te anlatacak

MedyaKafa Basın

Published

on

 

 

İş hayatında her gün karşılaşılan bir sıkıntı olan “stres yönetimi” konusu 31 Temmuz 2019 tarihinde, lokasyon olarak etkinliklerin merkez noktası olan KWORKS’te konuşulacak…

Discover The Intelligence iş zekasını ön plana çıkaran, her ay gerçekleştirilen serilerde alışılagelmemiş bir konuyu ele alan bir etkinlik serisidir. Discover The Intelligence sponsorlu bir etkinlikten daha çok bilgi odaklı bir etkinliktir. Her ay düzenli olarak gerçekleştirilen Discover The Intelligence etkinliğinin bu ayki teması “stres yönetimi” olacak. Bu ay düzenlenecek olan Discover The Intelligence etkinliğinde sektörde bulunan kişilere, profesyoneller tarafından stres yönetimi konusunda neler yapılması gerektiği aktarılacak. Profesyoneller, sektörün içerisinde yer alan kişilere, iş hayatında gün içerisinde yaşadıkları stresle nasıl başa çıkabileceklerini ve ekibin nasıl daha diri tutulabileceği hakkında bilgiler aktaracak.

31 Temmuz tarihinde gerçekleşecek olan ve sunuculuğunu Haydar Özkömürcü’nün gerçekleştireceği Discover The Intelligence etkinliğinde konuşmacı olarak Mindfulness Eğitmeni Erhan Ali Yılmaz, Yönetim Danışmanı Hülya Mutlu, Kurumsal İletişim ve Sosyal Yatırımlar Müdürü Melisa Mendi ve ProjeSoft Kurucu Ortağı Yüksel Eminoğlu yer alacak.

Katılımın tamamen ücretsiz olduğu etkinliğe kayıt olmak için linki kullanabilirsiniz:  https://www.eventbrite.com/e/11-discover-the-intelligence-e-ticaret-ve-girisimciler-icin-stres-yonetimi-tickets-64934410570

19:00 – 19:30  Proje Yönetimi

Yüksel Eminoğlu (ProjeSoft Kurucu Ortağı)

19:30 – 20:00  Employer Branding

Melisa Mendi (Kurumsal İletişim ve Sosyal Yatırımlar Müdürü)

20:15 – 20:45  Yönetimde Stres

Hülya Mutlu (Yönetim Danışmanı, Yönetici Koçu)

20:45 – 21:30  Mindfulness

Erhan Ali Yılmaz (Mindfulness Eğitmeni)

Advertisement
Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Eğitim

‘Koku ve Tat Zirvesi’ kapılarını açtı

MedyaKafa Basın

Published

on

Sağlık, gastronomi, parfümeri, moda, sanat, bilim ve birçok farklı dalda uzman konuşmacının bir araya geldiği zirve İstanbul’da başladı.

'Koku ve Tat Zirvesi' kapılarını açtı

İstanbul

 

Master Şef Deniz Orhun, “En büyük yaptığımız hata, doğa zincirinde bir halka iken doğaya hükmetmeye çalışan ve beslenme zincirinin en üstüne çıkan grup olduk. Bu yüzden belli bir düzeyden sonra sadece lezzet aramaya çalışıyoruz. Gerek var mı? Bence yok. Daha az beslendiğinizde çok şey değişecek dünyada.” dedi.

Acıbadem Taksim Hastanesi sponsorluğunda CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’da gerçekleştirilen sağlık, gastronomi, parfümeri, moda, sanat, bilim ve birçok farklı dalda uzman konuşmacının bir araya geldiği “Koku ve Tat Zirvesi”, kapılarını açtı.

Zirve kapsamında düzenlenen “Kokusuyla Tadıyla Lezzet Yolculuğu” başlıklı panelin moderatörlüğünü gerçekleştiren Master Şef Ziraat Mühendisi Deniz Orhun, “Süper Tat Alıcılar Gerçek mi Efsane mi? konulu bir sunum yaptı.

Orhun, sunumunda şunları anlattı:

“Ne demek süper tat alıcısı? Süper tat alıcı var mı? Dünyada çok yeni 2 çalışma var. Bir tanesi 24 Nisan 2019, birkaç gün önce, dilde koku alıcılarının olduğu ortaya çıkıyor. Bunu da Dr. Mehmet Hakan Özdener açıklıyor. Bir Türk hekim bunu yapıyor. Dilde ‘koku alıcıları var’ deniyor. Bu ne demek oluyor? Aslında beslenme yemek şekli, pişirme tamamen değişecek anlamına geliyor. Bu çok önemli bir bilgi. Dilde koku alıcıları var ve bunun kullanılması öngörülüyor. 14 yıldır kullanılmayan gıda kaynakları üzerine çalışıyorum. Bunların ekonomiye katılması ve değer görebilmesi için birkaç sınıflandırma yapılması lazım. Bunlardan bir tanesi halk sağlığına çok iyi hizmet etmesi, diğeri ekonomik değerinin olması, başka araştırmaları destekleyecek şekilde ama doğayla uyumlu olması gerekiyor.”

Kullanılmayan kaynaklara değinen Orhun, “Türkiye’de örneğin susam yaprağı, biz susam yaprağını sadece çiçeklerde kullanıyoruz. Yosun, deniz hıyarı, kuzu göbeği mantarı var. Ormanlarımız gani ama bunların hiçbirini yemiyoruz ve bunların tatlarını da bilmiyoruz.” dedi.

İnsanlarda şeker düştüğünde midede guruldama olduğunu anlatan Orhun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vücutta açlık hissi ile beraber çalışan, mideniz ve ince bağırsağınızdan, endokrin sisteminize kadar hormon silsilesi var. Biz bunlara izin vermediğimiz için bazı organlarımız gelişiyor, bazıları gelişemiyor. Örneğin, şu an yapılmış bir çalışma; tat hücreleri, insan vücudu dışında yetiştirilebilen hücreler düşünün. Yani süper topluma ve robotikleşmeye doğru gidiyoruz. Lezzet ve tat gıdayı etkileyen konu olduğu için artık aslında çok ileri teknolojide. Eski lezzetler de kalmadı. En büyük yaptığımız hata, doğa zincirinde bir halka iken doğaya hükmetmeye çalışan ve beslenme zincirinin en üstüne çıkan grup olduk. Bu yüzden belli bir düzeyden sonra sadece lezzet aramaya çalışıyoruz. Gerek var mı? Bence yok. Daha az beslendiğinizde çok şey değişecek dünyada, ben bunu bir master şef olarak söyleyebiliyorum.” Başkent Üniversitesi Thermopolium Gastronomi Akademisi’nin de katkıda bulunduğu Ankara’da bu yılın başında düzenlenen 1. Ankara Koku ve Tat Bilimleri Sempozyumu’na da dünyada yapılan yeni araştırmaların haberlerini getiren  Orhun, bu zirvede de şeflerden farklı bir bakış açısı sundu.

Panelde, Araştırmacı yazar, Gülhan Kara “Unutulmuş Kokular ve Tatlardan Günümüzde Mutfakta Nostaljik Kokular ile Farkındalık”, eğitmen şef, Semen Öner “Tencerede Saklı Kokular”, kimyager Büşra Hantal “Duyusal Analiz Laboratuvarında Koku ve Tat ile Aroma Üretimi”, antropolog yazar Ümit Hamlacıbaşı “Zamanın Kokusu: Bellek ve Mekan” başlıklı sunum yaptı.

Zirveye ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Koku ve Tat Zirvesi Başkanı Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aytuğ Altundağ, geçen yılın koku ve tat kursunun bir üst aşaması olarak planladıklarını söyledi.

Geçen yıl koku ve tat kursunda koku körlüğü olan hastalarla ilgili bilgilendirme yaptıklarını anımsatan Altundağ, şunları kaydetti:

“Bu sene hem koku alma bozukluğu olan insanlar hem de koku duyumuzla ilgili yaşantımızı neler etkiliyor, parfüm, lezzet, tadımlar, ağız kokusunun, tat duyumuzun önemi, kokunun kültürel boyutları nelerdir gibi konular üzerinde duracağız. Hepsini kapsayan geniş bir zirve oluşturduk. 2 gün boyunca devam edecek zirveye 30’a yakın firmadan 400 uzman katılıyor. Zirvede 20’ye yakın panel ve oturum yapılacak. Zirvede, bilimsel ve sosyal ortam olarak zengin bir içerik gelişiyor.”

Kaynak: AA ( Anadolu Ajansı )

Continue Reading

Eğitim

Sosyal medya mağdurlarına destek

MedyaKafa Basın

Published

on

 

 

Her gün kaç saatinizi sosyal medyada geçiriyorsunuz? Peki, geçirdiğiniz süre boyunca kaç kez siber zorbalığa maruz kaldığınızın farkında mısınız? Sosyal medyada bulunduğunuz süre boyunca defalarca desek? Evet, birçoğumuz farkında bile değiliz ama sosyal medya kullanıcılarının yüzde 20’si siber zorbalığa maruz kalıyor. Ama artık bununla mücadele eden bir sosyal dayanışma ağı var: siberzorbalik.org

 

“İntihara bile neden olabiliyor”

Siberzorbalık.org Kurucusu Nurhan Demirel siber suçların artışına dikkat çekerek “Dünya nüfusunun yüzde 42’si sosyal medya kullanıcısı olduğu günümüzde en büyük tehdit, siber zorbalık. Ancak ne yazık ki kullanıcılar, maruz kaldıkları hangi içerik ve davranışların siber zorbalığa girdiğinin bilincinde değiller. Daha da kötüsü, siber zorbalık durumları ölümle bile sonuçlanabiliyor. Özellikle çaresiz mağdurlar, destek bulamadıkları durumlarda intihara bile sürüklenebiliyorlar” dedi.

 

İnternet ve sosyal medya ortamında geçirilen her an siber zorbalığa maruz kalınabildiğine vurgu yapan Demirel, “Bunların başında kişilerin fotoğraflarının kopyalanarak sahte hesapların açılması, müstehcen içerikler, tehdit, şantaj, hakaret gibi konular geliyor. Siber zorbalığı, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak, kendisini savunmaya gücü olmayan bir birey ya da gruba yapılan kasıtlı saldırgan davranışlar olarak tanımlıyoruz” dedi.

 

Günümüzde siber zorbalık cep telefonları, bilgisayarlar ve tabletler gibi dijital cihazları kullanarak gerçekleştiriliyorken kasıtlı ve zarar vermeye yönelik davranışlar sergileyen saldırganlar, doğrudan mesajlar, sosyal medya uygulamaları, forumlar veya çevrimiçi oyunlar aracılığı ile hedef aldığı kişiye veya kişilere dijital ortamda zorbalık yapabiliyorlar. Ayrıca dijitalleşme çağında suç unsuru da şekil değiştirerek dijitalleşti. Artık suç potansiyeline sahip kişiler, özellikle sosyal medya ve internetin sunduğu imkanları kullanarak amaçlarına kolaylıkla ulaşıyorlar.

 

Tehdit, şantaj ve hakaret… Siber zorbalık davranışları suç kapsamına giriyor!

“Sosyal medyada her gün karşılaştığımız tehdit, şantaj ve hakaret gibi davranışlar suç kapsamına giriyor” diyen Demirel sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak suçu işleyen de, suça maruz kalan da yapılan eylemin suç unsuru taşıdığının farkında değil. Artık her internet ve sosyal medya kullanıcısının kendini ifade edebileceği ve sırrını paylaşabileceği, hatta gerektiğinde hukuki yollar konusunda kılavuzluk alabileceği bir yer var: siberzorbalik.org”

 

Siberzorbalık.org, gün geçtikçe artan siber suçları önlemeye yönelik kâr amacı gütmeyen sosyal bir dayanışma ağıdır. Sitede yer alan pedagog, psikolog, bilişim hukuku uzmanları, bilgi güvenliği uzmanları mağdurların şikayetlerini yanıtlayarak psikolojik ve hukuki destek veriyorlar. Aynı zamanda şikayetin mahiyeti doğrultusunda ilgili kurumlara bildirerek mağduriyetlerin giderilmesine kat sağlıyorlar.

 

Siber zorbalıktan korunmanın ipuçları nelerdir?

  • Günümüzde her türlü iletişim araçları ve internet bilinçli kullanılmalı
  • Şifre belirlerken ele geçirilmesi ve tahmin edilmesi zor olmasına dikkat edilmeli
  • Antivirüs ve benzeri güvenlik yazılımları güncel tutulmalı
  • Sanal ortamda da, yüz yüze ilişkilerde kullandığımız etik kurallar uygulanmalı
  • Daha ileri güvenlik için tanınmayan kişilerden gelen mesajları okumamak, onaylamamak, paylaşmamak ve engellemek gerekir
  • Kişisel bilgileriniz size özel olduğunu unutmamalı ve başkalarıyla paylaşmamaya özen gösteriniz
  • Web sitelerini gezinirken şüpheci olunmalı: Bilginin kaynağını araştırın ve kişisel bilgilerinizi her web sitesinde paylaşmayın!
  • Size gelen kimliği bilinmeyen maillere dikkat edin, sahte hesap olma ihtimalini göz önünde bulundurun ve bu gibi durumlarda dikkatli olun

Continue Reading

Eğitim

1.Ankara Koku ve Tat Bilimleri Sempozyumu

MedyaKafa Basın

Published

on

 

 

 

  1. Ankara Koku ve Tat Bilimleri Sempozyumu 5 Ocak ODTU Kültür ve Kongre Merkezi’nde halka açık olarak düzenlendi. Konusunda uzman 30 doktorun bir araya gelerek sorunlara ve hastalıklara karşı bilgi verdiği sempozyumu düzenleyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Esin Yalçınkaya, ilk defa yapılan bu sempozyuma olan ilgiden memnun kaldığını belirtti. Ankara’da gün boyu süren kar yağışına rağmen yüksek oranda katılım sağlandı. Tat ve koku konusunda herkesin anlayabileceği ortak bir bilim dili oluşturmak istediklerini söyleyen Dr. Esin Yalçınkaya, katılanların bilimsel insanların yanında gastronomi, koku ve tatla ilgili, tüm bilim dallarından kişilerinde geldiğini, bu anlamda Türkiye’de yapılan ilk sempozyum olduğunu belirtti. Katılımcılar arasında akademisyenler, GETAT (Geleneksel Tamalayıcı Tıp Uzmanları Derneği) Yönetim Kurulundan Dr. Şerafettin Özdoğan, Devlet ve Özel Hastanelerden hekimler, Eczacı ve kimyagerler, şefler, üniversite öğrencileri ve tat konusuna meraklı ev hanımları, ziraat mühendisleri, Ankara Cebeci Kız Meslek Lisesi’nden öğrenciler bulundu. Bir günlük sempozyuma 300’e yakın kişi  katılım gösterdi. “Tat ve Koku konusu nadir işlenen bir konu ve herkesin dinleyebileceği bir dilde anlatım oluşturulduğunu, Kulak Burun Boğaz uzmanlarının yanı sıra kardiyoloji, nöroloji, psikiyatri, dermatoloji, radyoloji, çocuk hastalıkları pek çok tıp alanının uzmanları Koku ve Tat konusunu branşlarıyla olan ilişkisini herkesin anlayacağı bir bilim diliyle paylaştığını” belirten Dr. Yalçınkaya katılımcıların gösterdiği ilgiden memnun olduğunu, Ekim ayında daha zengin bir programla 2. Ankara Koku ve Tat Bilimleri Sempozyumu’nu düzenleyeceklerini belirtti. Organizasyonun temelini yürütenlerden Dr. Ahmet Uygur halka açık olan Ankara’da ilk defa yapılan bu sempozyumu gelecekte uluslararası boyuta taşımayı hedeflediklerini dile getirdi.

 

 

 

Hekimler tarafından işlenen konular arasında; Koku ve Tat Alma Bozuklukları, Tat Koku İlişkisi, Alerji ve Koku, Sinir Sistemi ve Koku, Beyin dalgaları ve Koku, Koku Kirliliği, Hayvanlarda Koku bulunuyordu. Başkent Üniversitesi Türk Mutfak Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne bağlı Thermopolium Gastronomi Akademisi’nden Master Şef Deniz Orhun “Gastronomi ve Tatbilirlik” üzerine konuşmasıyla sempozyumda yer aldı. “Gurme” yani “Tatbilir kişinin”  “Yiyecek ve içecek konusunda malzemeden, pişirme ve yapılış yöntemine kadar uzman derecede bilgisinin olması gerektiğini, bu şekilde yemeğin analiz edilebileceğini vurguladı. Son bilimsel çalışmalardan bahseden Ünlü Şef ; “ Yaptığınız yemeğin beğenilmesi, tatların harmonisi, lezzetin mimarisini yakalamak için bu işin kimyasının ve bilimselliğinin yakalanması konusunun ne kadar önemli ve araştırmalar gerektirdiğini” belirtti. Türk Mutfağı’nın temelinin tıbba dayandığını söyleyen Şef Orhun, geleneklerimizin ve kültürümüzde bulunan bazı beslenme düzenlerinin bilimsel kanıtlarını sundu. Master Şef Deniz Orhun örnek olarak; Kültürümüzde olan balıktan sonra helva yemenin faydası bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Susamdan elde edilen tahin helvasının balıktaki ağır metalleri topladığı ve vücuttan atılımına yardımcı olduğunu belirten Ünlü şef, bir çok bilimsel çalışmaları sundu. 24 Güneş Döngüsüne ve mevsimlere uygun olan beslenme şeklinden bahseden Master Şef Deniz Orhun yediklerinizle vücudunuzu güçlü ve rahat hale getirebilirsiniz. Hormonlarınıza yansıyan bu durumla “Yedikleriniz davranışlarınız olur” sözünü tekrar yeniledi.

Haberin Fotoğrafları:

Continue Reading

Öne Çıkanlar