Bizimle iletişime geçin

Dünya

“24 Solar Terms Regimen” Master Şef DENİZ ORHUN, Çin’de Gerçekleşen Uluslararası Gastronomi Forumu’ndan Türkiye’yi Temsil Etti

MedyaKafa Basın

Tarih:

|

Birleşmiş Milletler, UNESCO, Dünya Şef Federasyonu liderliğinde CCA, Çin Mutfak Sanatları Federasyonu’nun organize ettiği Uluslararası Gastronomi Forumu, bu yıl 7-10 Eylül tarihleri arasında, Pingdu – Qingdao’da gerçekleşti. “24 Güneş Döngüsüne göre yiyeceklerimizin hazırlandığı, pişirildiği ve beslenmemizin yapıldığı gastronomi rejimi” [24 Solar Terms Regimen] konulu forum, doğayla uyumlu yaşama kavramından yola çıkıyor.

Çin’in ev sahipliği yaptığı ve bir çok ülkeden üst düzey isimlerin katıldığı forumda gastronomi çok geniş biçimde ele alındı. Topraktan damağa, iklim değişimlerinden, enerji tasarruflu pişirme tekniklerine, teknolojiye, yediklerimizin sağlığımıza etkilerinin yanı sıra yüzyıllardır kullanılan yöresel bitkilerin, yemeklerin ve 24 güneş döngüsüne göre yemek düzeninin; kültür ve toplum arasında nasıl algılandığı, nasıl kullanıldığı, gastronominin sağlık, gelenek ve kültürle ilişkilendirilme biçimlerinin de konu edildiği forum, katılımcıların yoğun ilgisiyle düzenlendi.

Hastalıkların tedavi edilmesindense, hasta olmamak için doğru beslenme tekniğinin olduğunu belirtildi. 24 Solar Terms Rejimine uymanın gerekliliği ve faydaları bilimsel verilerle dile getirildi.

Çin ipek Yolu üzerinde ülkelerle Çin arasında gastronomik kültürel değiş-tokuşu yaratmayı hedefleyen Uluslararası Gastronomi Forumu’na, bu yıl ilk kez Türkiye’yi temsilen bir isim; Master Şef Deniz Orhun konuşmacı olarak yer aldı. “Yediklerimiz davranışlarımız olur, topraktan damağa…” konulu sunumuyla Türk Mutfak kültürünün gıda malzemelerinin, coğrafi işaretli ürünlerimizin, endemik bitkilerimizin büyük ilgi gördüğünü belirtti.

Başkent Üniversitesi, Türk Mutfak Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi yönetim kurulunda olan ve danışmanlığını yaptığı Thermopolium Gastronomi Akademisiyle projeler yürüten Orhun, Ziraat Mühendisi olması sebebiyle Tarımın Gastronomiden ayrılmayan bir kolu olduğunu belirtiyor. 24 Solar Terms Rejimi bugün konuşulanların en büyük yaşayan kanıtı. Antik Çin’de, Batı Han Hanedanlığı’ndan günümüze kadar kendini koruyan bu yemek şeklinin uygulayıcısı Xu Wanju (MÖ 202-MS 220). Mevsimlere göre tarımın ve yaşam şeklinin uygulandığı; yemeklerin, beslenmenin iklimlere göre yapıldığı bu rejimin, bugün bile ilkokulda çocuklara öğretildiği ve uygulandığı belirtiliyor. UNESCO tarafından korunmaya alınan bu gastronomi kültürünün rejiminin uygulaması ise Türk Mutfağına ve kültürümüze çok yakın olduğu belirtiliyor. “Türk Mutfak imparatorluğu ve Çin Mutfak İmparatorluğu özünde birbirine çok yakın. Çünkü ikisinin de temeli tıbba dayanıyor. Bu bağlamda ülkelerin geleneksel lezzetlerini, sağlığınız için geleceğin yemekleri olarak kullanmak, hepimiz ve dünya kaynakları için faydalı olacaktır. Bu inançla, bu lezzetleri teknolojiye ve yeniliklere özünü kaybetmeden uyarlamak ve global mutfak dünyasında yerlerini almalarını sağlamak adına çalışmalarımız devam ediyor. Örneğin, biber ve patlıcanın aynı yemeklerde kullanıldığı, Türk lezzetleri… Bugün bilimsel olarak da açıklanıyor ki, patlıcan ve biberde bulunan iki farklı antioksidanın etkileşime girerek birbirlerinin güçlerini arttırıyor. Zaman içinde kültüre yerleşmesi ve bu tip bilgilerin nesilden nesile aktarılmasıyla bilgilerde, sebep unutulsa bile davranışın sonraki nesillere taşınması devam ediyor. Çünkü bu gıdaların beraberliği yemek kültürü ve gelenekleri oluşturur.” şeklinde konuştu.

Reklam
Yorum yapmak için tıkla

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

Bana “nereye gitmek istersin?” diye sorsalar aklıma ilk gelen yer Angkor Wat olur.

MedyaKafa Basın

Tarih:

|

Yayınlayan:

Angkor Wat

Bunca yıldır geziyorum. Bana “nereye gitmek istersin?” diye sorsalar aklıma ilk gelen yer Angkor Wat olur.
Kamboçya’nın dünyaya sunduğu bir değer olan bu tarihi yer aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası.

Aslında Kamboçya’ya giderken değişik duygular içindeydim. Yaptığım araştırmada ya çok muhteşem ya da sefalet ülkesi olarak gözüküyordu. Kararımı verdim ve görmem gerektiğini düşündüm. Hem iyi mi kötü mü ben karar vermeliydim.

Siem Reap şehrinin 5,5 km kuzeyinde, ormanlar arasına gizlenmiş, Angkor Medeniyetinin izlerini taşıyan, bu mistik ve esrarengiz tapınaklar 1992 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesindeki yerini almış.

630 yıl hüküm süren Khmer Krallığı döneminde inşa edilen elliden fazla tapınağın içerisinde en çok bilineni Angkor Wat’tır. Khamer Krallığını size daha geniş anlatmam lazım aslında. Hindistan ve Sri Lanka’da etkinliğini oldukça çok hissettiren bu krallık Güney Asya’da çok önemli işler yapmış. Yakın dönemde Hindistan ve Sri Lanka arasında Kızıl Khamerler oldukça fazla savaştı. Neyse biz dönelim Ankorvat’ımıza…

Efsaneye göre Kamboçya; denizlerin hâkimi, ulu ejder Naga’nın kızı ile Brahman Hintli genci Kaudinya birlikteliğinden meydana gelir. Kaudinya bir gün teknesiyle dolaşırken prensesi görür ve âşık olur. Prensesin babası denizlerin hâkimi Naga, kızına evlilik hediyesi olarak, egemenliği altındaki bölgenin tüm sularını kendisine çekip ortaya çıkan bu toprakları verir ve “Kambuja Krallığı” böylece kurulur. Biz biliyorsunuz Kamboçya diyoruz.

Kamboçya’ya gittiğimde her  yeri su basmıştı. Doğa bir zamanlar Naga’ya  kaybettiği sulak alanı geri alıyor diye düşündüm.

Tapınak, klasik Khmer mimarisinin en somut örneğidir ve Kamboçya’nın sembolü olmakla birlikte, ( Herhangi bir ülke bayrağı üzerinde bulunan tek yapıdır. ) ülkenin en önde gelen turistik cazibe merkezidir. Angkor Wat, Khmer mimarisinin iki temel özelligini barındırır: tapınak dağı ve asma koridorlu tapınaklar. Yapısı, Hindu mitolojisindeki tanrıların evi olan Meru Dağı’nı çağrıştırmak üzere planlanmıştır. Bir hendeğin etrafındaki 3.6 kilometrelik bir dış duvarın içinde, her biri diğerinin üzerinde inşa edilmiş üç dikdörtgen galeri bulunur. Tapınağın tam merkezinde her biri dikdörtgenin birer köşesine, bir adedi de tam ortaya gelecek şekilde yerleştirilen beş kule vardır. Diğer birçok Angkor tapınağının aksine, Angkor Wat batıya bakar ki bunun önemi de uzmanlar arasında tartışma ve bölünme konusu teşkil etmektedir. Yapı, mimarisinin ihtişamı ve uyumu haricinde aynı zamanda, geniş duvar heykelleri ve duvarlarını süsleyen birçok Hindu koruyucu meleği ile de hayranlık uyandırır. Guiness Rekorlar Kitabı’na göre, Angkor Wat dünyadaki en büyük dini yapıdır.

On ikinci yüzyılda ihtişamlı bir zenginliğe hükmeden Khmer krallarından Suryavarman II (1113-1150) tarafından, Hindu tanrısı Vishnu (Vişnu) adına Angkor Wat inşa edilir. On üçüncü yüzyılda komşu ülke Tayland’dan gelen baskı ve saldırılar artar ve buna karşı daha fazla dayanamayan krallık, on dördüncü yüzyılda başkenti Angkor’dan şimdi de başkent olan Phnom Penh’e taşır.

Dört asır boyunca terk edilmiş ve orman tarafından sarılıp sarmalanmış olarak kalan bu kadim tapınaklar 1858’de Fransız doğa bilimci Henri Mouhot tarafından yeniden keşfedilir. Her ne kadar tapınaklar Khmer yerlileri ve yine zaman zaman bu bölgeye uğrayan batılılar tarafından bilinse de, tüm dünya Angkor’un varlığını Mouhot’un kitabını yayınlamasıyla duyar. “Görülmeden ölünmez” diyerek kitabında Angkor’dan bahseden bilim adamı keşfinden bir sene sonra vefat eder. Ancak ağaçlar ve bitki altında yüzyıllarca kalan topraklar onun say

Güçlü Khmer Krallığının başkenti ve gücünün simgesi olan Angkor Wat, dört yüz kilometrekarelik bir alana yayılıyor. On ikinci yüzyılda 1 milyondan fazla insanın yaşadığı ve Avrupa’daki herhangi bir katedralden daha geniş olan Angkor Wat, dünyadaki en büyük tapınaklardan biri olma unvanını koruyor.sinde bizim görüşümüze açılmış olur.

Yalnızca büyüklük olarak değil, aynı zamanda su üzerine inşa edilmesi bakımından da şimdiye kadar gerçekleştirilen en çarpıcı mühendislik projelerinden biri. Angkor Wat, düzgün şehircilik planlarıyla geniş bir su dağıtım şebekesi kuran Khmer halkının zirveye ulaşmış yontma taş işçiliği ve yapı sanatının izlerini de taşıyor.

Angkor Wat inşa edildiğinde, dünyadaki orta çağ dini yapılarının hiçbirine benzemiyordu. On ikinci yüzyılda 1 milyondan fazla insanın yaşadığı ve Avrupa’daki herhangi bir katedralden daha geniş olan bu çarpıcı yapı, On üçüncü yüzyılda Hindu tapınağından Budist tapınağına dönüştürüldü.

Angkor Wat, dizaynındaki uyumluluk ile Antik Yunan ve Roma mimarisi ile kıyaslanırken, mimari ve sanatsal açıdan da Piramitler, Machu Picchu ve Tac Mahal ile aynı kategoride anılıyor.

Kamboçya‘da balta girmemiş ormanların kalbinde yer alan tapınağın üzerinde toplanmış topraklar ve vahşi otlar, Yirminci yüzyılda temizlenmiş. Fakat, hala o yılların ağaçları duruyor. Yapılan binaların içinden ve çevresinden  yüz yıllık kökler geçiyor. Çok etkileniyorsunuz.

Hele bir tek katlı binaya bina derken kerpiç taş karışımı bir ev var. Duvarlerından gelen ses sizin sağlığınızı kontrol ediyor. Nasıl mı? Göğsünüze yumruğunuzu vuruyorsunuz. Duvardan tok bir ses gelirse sağlamsınız. Yok Pıt Pıt diye ses geliyorsa hasta.  Benden anlatması. İnanıp inanmamak size kalmış.

Angkor dediğimiz zaman, yüze yakın, tapınak, mezar veya antik kalıntının bulunduğu 1000 km karelik bir alanı aklımıza getirmemiz gerekir.Angkor aslında Khmer İmparatorluğu’nun dinsel eserlerle dolu bir şehrii ve Khmer dilinde Angkor şehir anlamına geliyor, Wat ise tapınak demektir. Angkor Wat dediğimiz zaman ise bu eski şehrin en önemli tapınaklarından birisini anlamak gerekir.

Şimdilerde her yıl 4 milyondan fazla turistin ziyaret ettiği, dünyanın bu en büyük dini yapısını gezmek büyük abir ayrıcalık.

Dr. Hakan Dikmen 

 

 

Okumaya Devam Et

Dünya

İşte Gençliğimiz İşte Geleceğimiz

MedyaKafa Basın

Tarih:

|

Yayınlayan:

Bilal ÇİLOĞLU’ ndan büyük başarı. İşte detaylar:

Tatamideki uzun tarih ‘aralıklar’a son nokta dokunuşları sürüyor

Gençler Dünya Şampiyonası’nda 24 yıllık altın madalya hasretimiz sona erdi! En son 1994 yılında altın madalya aldığımız bu kategoride 73 Kg’da Bilal Çiloğlu altın madalya alarak büyük bir başarıya imza attı.

Türk judosunda uluslararası üst düzey şampiyonalardaki yıllardır süre gelen durgunluklara bir son dokunuşta Bilal Çiloğlu’dan geldi.
Gençler Dünya Şampiyonası’nda 73 Kg’da altın madalya ile birincilik kürsüsünde yer alan Çiloğlu, bu kategoride 24 yıllık altın madalya hasretini sona erdirirken; en son 1994 yılında İlknur Kobaş’ın Mısır’da kazandığı altın madalyadaki uzun tarihi aralığına da son noktayı koydu.
Bilindiği üzere geçen ay Bakü’de yapılan Büyükler Dünya Şampiyonası’nda erkeklerde 17 yıl kadınlarda da 15 yıl aradan sonra bronz madalyaları kazanan judokalarımız Vedat Albayrak ile Kayra Sayit olmuştu.

Okumaya Devam Et

Dünya

Deniz Orhun “The 11th Tourism Outlook Conference”’da 24 Güneş Döngüsü Beslenme Şeklini Anlatacak

MedyaKafa Basın

Tarih:

|

Yayınlayan:

“Sınırların ve Medeniyetlerin Ötesinde Miras Turizmi” konulu uluslararası “The 11th Tourism Outlook Conference” 2018 tarihleri arasında, Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi ev sahipliğinde Eskişehir’de gerçekleşiyor. Disiplinlerarası olan konferansta farklı alanlardan araştırmacılar, profesyoneller ve lisansüstü ve lisans öğrenciler doğal ve kültürel miras turizmi ile ilgili araştırma bulgularını tartışıyor. Konferans kapsamında Konferansta Başkent Üniversitesi TGA, Türk Mutfak Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Kurul üyesi, GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Derneği Gastronomi- Sağlıklı Beslenme Kurulu üyesi, Amerikan Şef Federasyonu üyesi, Dünya Şef Federasyonu üyesi Ziraat mühendisi, Master Şef Deniz Orhun da araştırmacı yazar Kutsi Akıllı ile birlikte bir sunum yapacak. GastroTurizmin dallarını belirtecek olan Kutsi Akıllı; Turizm için farklı alanların olduğuna dikkati çekecek.

“Yediklerimiz davranışlarımız olur, topraktan damağa…” konulu sunumuyla Orhun, Türk mutfak kültürünün gıda malzemelerinin, coğrafi işaretli ürünlerimizin, endemik bitkilerimizin büyük ilgi gördüğünü anlatacak. “24 Güneş Döngüsüne göre yiyeceklerimizin hazırlandığı, pişirildiği ve beslenmemizin yapıldığı gastronomi rejiminden de [24 Solar Terms Regimen] bahseden Deniz Orhun, 24 güneş döngüsüne göre yemek düzeninin; kültür ve toplum arasında nasıl algılandığı, nasıl kullanıldığı, gastronominin sağlık, gelenek ve kültürle ilişkilendirilme biçimlerinden de bahsedecek. Orhun, “Gastro turizmi 24 Güneş döngüsü beslenme düzeniyle desteklemek ve sağlık turizmi ile birleştirmek turizme ayrı bir boyut katacaktır” diyor.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar